Dehşet Dengesi bozuldu mu? - Foreign Affairs

"ABD ilk kez Rusya ya da Çin'in tüm uzun menzilli nükleer silahlarını nükleer bir ilk saldırıyla etkisiz hale getirebilecek durumda."


Keir A. Lieber, Daryl G. Press / Foreign Affairs ve Harvard-Belfer Center / 2006

2006 yılında ABD'nin önemli yayınlarında yer bulmuş olan bu makale, "Rusya ve Çin'e 10-15 yıl içinde saldırırsak kazanırız" diyor. Nükleer silah teknolojilerini hızla geliştiren bu iki ülkeye karşı kısa bir süre için ABD'nin nükleer üstünlük kurduğunu iddia eden makalede öne çıkan bölümler şu şekilde:


"Neredeyse yarım asırdır dünyanın en büyük nükleer güçleri 'Dehşet Dengesi' (karşılıklı kesin mahvoluş) olarak bilinen bir askeri pat durumuna hapsolmuş vaziyetteler. 1960'lara gelindiğinde ABD ve SSCB, ikisinin de ilk saldırıda tamamen yok edemeyeceği kadar çok ve iyi dağıtılmış nükleer silahlara sahipti. İster bir kriz anında önleyici bir saldırı, ister sürpriz bir saldırı senaryosu olsun, saldırıya uğrayan taraf her zaman misilleme yapabilir ve saldırganı yok edebilirdi. Bu nedenle, nükleer savaş karşılıklı intihar anlamına geliyordu. Birçok bilim insanı, bu nükleer çıkmazın Soğuk Savaş döneminde süper güçler arasındaki çatışmayı önlemeye yardım ettiğine ve bugün büyük güçler arası barışı için kuvvetli bir etken olarak kaldığına inanıyor.



Ancak Dehşet Dengesi bozuluyor. Bugün ABD olası büyük güç düşmanlarına karşı nükleer üstünlük elde etmenin eşiğinde duruyor. ABD on yıllardır ilk kez Rusya ya da Çin'in uzun menzilli nükleer silahlarını nükleer bir ilk saldırıyla etkisiz hale getirebilecek durumda. Alarm durumundaki Rus ordusuna yönelik önleyici bir saldırı bugün de başarısız olacaktır ama barış zamanında sürpriz bir saldırının başarı şansı vardır. Dahası, Çin'in nükleer gücü o kadar savunmasız ki bir kriz sırasında alarm durumunda olsa bile yok edilebilir. Nükleer silahların caydırıcı etkilerinden kaynaklandığı düşünülürse, büyük güçler arası barış şu anda zayıf bir temele dayanmaktadır.

Bu makale üç ampirik iddia ortaya koymaktadır. Birincisi, Soğuk Savaşın sona ermesinden bu yana stratejik nükleer denge dramatik bir şekilde değişti ve ABD şimdi nükleer üstünlüğün zirvesinde duruyor. İkinci olarak, güç dengesindeki değişimin iki ana kaynağı bulunuyor: Rus nükleer silah envanterindeki düşüş ve ABD nükleer kapasitesindeki istikrarlı büyüme. Üçüncüsü, nükleer gelişmelerin gidişatı, önümüzdeki yıllarda nükleer dengenin ABD lehine daha da bozulacağını gösteriyor. Rusya ve Çin, Dehşet Dengesi'ni yeniden tesis edilmesine yönelik muazzam bir uğraş içene girecekler, ancak bunu sağlayabilmeleri için önemli miktarda para ve yıllarca çaba harcamaları gerekecek. Eğer bu devletler sağlam bir stratejik caydırıcılık kurmak istiyorlarsa, ABD'nin mevcut nükleer kapasitesinin, nükleer silahlar için planlanmış iyileştirmelerin ve gelecekte uygulanması düşünülen geliştirmelerin üstesinden gelmek zorunda kalacaklardır. ABD'nin nükleer üstünlüğü on yıl veya biraz daha fazla sürebilir.

Stratejik nükleer dengedeki değişimi göstermek için, ABD'nin Rusya'ya karşı bir nükleer ilk saldırı modelini kurguluyoruz. Rusya ABD'nin en olası süper güç düşmanı olduğu için seçilmedi, aksine çoğu analist Çin'in bu rolü üstleneceğini düşünmektedir. Ancak Rusya, ABD'nin nükleer üstünlüğün eşiğinde olduğuna dair tartışmamız için en zorlu durumu sunuyor. Rusya'nın ABD'ye ulaşabilecek yaklaşık 3,500 nükleer savaş başlığı varken Çin'in ABD'ye ulaşabilen yalnızca 18 füzesi var. Eğer ABD, Rusya'nın tüm uzun menzilli nükleer sistemlerini ilk saldırıda yok edebilirse, -ve bugün yapabileceğini iddia ediyoruz- bu Çin'in stratejik nükleer sistemlerinin çok daha savunmasız olduğunu gösterir."

tercumeodasi.org


Son Çeviriler