İstikrarsızlık artarak sürecek, yeni bir uluslararası düzen gerekli - Xinhua

"1950'lerde kurulmuş olan mevcut küresel yönetim sistemi, ekonomik ve politik değişimin gerisinde kaldı ve gelişmekte olan ülkeleri tam olarak temsil edemiyor."

[ Bu makale 27.12.2016 tarihinde Xinhua Haber Ajansı tarafından "Yearender: Multiple crises-ridden West faces uncertainties"  başlığı ile yayınlanmıştır.]


2016 yılı, Batı dünyasında belirgin toplumsal yarılmalar ve kurumsal zafiyetlerle öne çıkan, Brexit ve Donald Trump'ın ABD başkanlık yarışındaki galibiyetinden İtalya'da Matteo Renzi'nin referandum yenilgisine, tahmin edilmesi zor gelişmelere tanıklık etti.

Uzmanlar, bu gelişmelerin sadece bir başlangıç olduğunu ve 2017'de kırılgan ekonomik iyileşme, potansiyel terör saldırıları, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'nın karşı karşıya bulunduğu en büyük mülteci krizinin de aralarında bulunduğu konular temelinde istikrarsızlığın artacağını öngörüyor.


Ayrıca, Trump'ın dış politikaya dair tutumu ve askeri söylemleri, Avrupa'da sert esen popülizm rüzgarı ile birleşince küresel politik alanda belirsizliğe neden oluyor ve bu durum, küreselleşmenin gidişatını engelleyebilir.

Tarih, olasılıkların yanı sıra kaçınılmazlıkları da kapsar. Batı'nın karşı karşıya bulunduğu durum, tarihsel kaçınılmazlık türünden ve ekonomi, politika ve toplumdaki radikal değişikliklerinin azar azar birikiminin bir sonucudur.

Singapur Ulusal Üniversitesi Doğu Asya Enstitüsü'nün müdürü Prof. Zheng Yongnian, kapitalizmin 1800'lü yıllarda zirveye ulaşmasından sonra bir ayarlama aşamasına girdiğini, Trump'ın seçilmesi, Brexit ve sağ politik akımlara Avrupa'daki halk desteğinin, 1900'lü yılların başındaki sosyalist hareket gibi, kapitalizme bir tepki olarak görülebileceğini söyledi.

Çin Uluslararası Ekonomik Değişim Merkezi'nin baş araştırmacısı Zhang Yansheng, sürpriz gibi görünen bu gelişmelerin, dünyanın dört bir yanında birçok insan küreselleşme, dışa açılım ve Avrupa entegrasyonunun çıkarlarına zarar verdiğini düşünürken, aslında normal ve rasyonel olduğunu belirtti.

Küreselleşme süreci boyunca eşitsizlik daha da arttı. Finansal oligarşi ile sıradan insanlar arasında dengesiz dağılım, finans ve emlak balonları ortaya çıktı.

Bir yandan, Avrupa'da artan popülist ideoloji ve ABD'de Trump'ın seçilmesi, bir bütün olarak ekonomik küreselleşme, ticaret özgürlüğü ve küresel yönetim için potansiyel zorluklar ortaya çıkardı.

Öte yandan, kuralları, makro politikaları 1950'lerde kurulmuş olan mevcut küresel yönetim sistemi, ekonomik ve politik değişimin gerisinde kaldı ve gelişmekte olan ülkeleri tam olarak temsil edemiyor.

Bu bağlamda, küresel yönetim sistemindeki haksız ve uygun olmayan düzenlemelerin reforma tabi tutulması ve yeni fikirlerin sunulması gerekiyor.

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping'in belirttiği gibi, "Bu reform, uluslararası düzen ve uluslararası mekanizmalar için kurallar koymak ve dünyanın hangi yönde ilerleyeceğine karar vermekle; ekonomik rekabetin ötesinde, ulusların uzun vadede uluslararası düzende hangi rol ve işlevleri oynayacakları ile ilgilidir."


Son Çeviriler