ABD - Rusya ilişkilerinin iyileşmesi mümkün görünmüyor - Xinhua

"ABD'nin Ortadoğu'daki etkisi azalırken Rusya'nın etkisi artıyor. Amerika'yı yeniden harika yapma sözü veren Trump, Ortadoğu'yu terkedip Rusya'ya mı bırakacak?"

"Bu makale 06.01.2017 tarihinde Xinhua tarafından "News Analysis: U.S.-Russia ties hardly to break spell of bell-shaped development" başlığı ile yayınlanmıştır"


Çin'in resmi haber ajansı Xinhua'da çıkan makale, Trump'ın yumuşama yanlısı eğilimine rağmen Rusya-ABD ilişkilerinde geriliminin kaçınılmaz olduğu söylüyor; tarafların uzlaşmaz yapısal çelişkileri başta olmak üzere, ABD'de egemen olan politik seçkinlerin tutumundan Trump'ın seçim vaatlerine kadar bir dizi sebep gösteriyor:

"Rusya dostu Donald Trump'ın görevine resmen başlamasından sonra bile, ABD-Rusya ilişkilerinin uzun vadede istikrarlı bir şekilde gelişip gelişemeyeceği konusunda büyük belirsizlikler sürüyor.

Analistler, iki ülkenin küresel stratejileri, ulusal güvenlikleri ve jeopolitik çıkarları arasındaki zıtlıklardan dolayı ortaya çıkan yapısal çelişkiler olduğundan, Soğuk Savaşın bitiminden bu yana inişli çıkışlı giden ABD-Rusya ilişkilerinin yeniden kötüye gitmesinin mümkün olduğunu söylüyorlar.

ABD, Soğuk Savaşın sona ermesinden bu yana Rusya'yla ilişki kurarken onu çevreleme stratejisiyle Rusya'yı zayıflatmaya ve baskı altına almaya dönük politikalarında köklü bir değişiklik yapmadı.


Uluslararası meselelerde Washington, Rusya'nın güvenliği ve stratejik çıkarlarıyla ilgili konularda Moskova'nın çıkarlarını genellikle dikkate almazken Moskova, ABD hegemonyasına ve tek yanlılığa karşı çıkıyor ve Rusya'nın ulusal güvenlik ve jeopolitik çıkarlarını korumak için yeni bir küresel politik düzen kurmayı umuyor.

İnişli çıkışlı ilişkiler

Soğuk Savaşın sona ermesinden bu yana; George Bush, Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama yönetimlerinde ABD-Rusya ilişkileri, ilk önce gelişme ve daha sonra bozulma gösteren inişli çıkışlı bir şekilde ilerledi.

Obama'nın ilk döneminde iki ülke, Nisan 2010'da yeni Stratejik Silahları Azaltma Antlaşması imzalandıktan sonra Moskova ile Washington arasındaki ilişkiler yumuşadı, Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev Haziran 2010'da Amerika'yı ziyaret etti ve Rusya 2011'de Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.

Ancak, gelişen ikili ilişkiler inişli çıkışlı genel seyri bozamadı ve hatta kısa süre içinde "yeni Soğuk Savaş"a dönüştü.

Washington, Rusya'daki parlamento ve devlet başkanlığı seçimlerini eleştirdi. Ukrayna krizi ve Kırım'ın Rusya'ya dahil edilmesinin ardından diğer Batılı ülkeleri Rusya'yı izole etmeye, Rusya'ya ekonomik yaptırımlar uygulamaya ve Rusya'nın G8 üyeliğini askıya almaya çağırdı.

NATO ve Rusya'nın uzlaşmaz çelişkileri

ABD liderliğindeki NATO ile Rusya arasındaki ilişkiler, iki taraf arasındaki uzlaşmaz yapısal farklılıklardan dolayı inişler ve çıkışlar yaşıyor.

Rusya yeniden güçlenmeyi umuyor ama bu, birçok NATO üyesi ülke, özellikle ABD ile Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri tarafından pek kabul görmüyor. Bu nedenle, Rusya'yı çevreleme stratejisi yürüten NATO, Rusya'yı stratejik bir rakip olarak görüyor ve onu baskı altına alıyor.

Ayrıca NATO, sözde "Rus tehdidi" oluşturup ve hatta bunu pekiştirerek, üye ülkeler arasında ortak stratejik çıkarların temelini güçlendirmek istiyor.

NATO ve Rusya'nın, ABD ve NATO'nun Orta ve Doğu Avrupa'daki askeri varlığını artırma planı, Ukrayna krizi, NATO'nun doğuya doğru genişlemesi ve Avrupa füze savunma sistemi gibi konularda farklı düşünceleri var.

Büyük ölçüde ABD-Rusya ilişkilerinden etkilense de NATO-Rusya ilişkileri daha karmaşıktır. Orta ve Doğu Avrupa ile Baltık ülkeleri, ABD'yi güvenlik konusunda müttefiklerine olan yükümlülüğünü yerine getirmeye çağırırken ABD'nin Avrupalı müttefiklerinin tutumlarını dikkate alması gerekiyor.

Gözlemciler, Trump'ın 20 Ocak'ta göreve başlamasından sonra ABD-Rusya ilişkilerinin gelişeceğini ve bununla beraber NATO-Rusya ilişkilerinin de iyileşeceğini söylüyor.

Ancak, NATO ve Rusya arasındaki derin farklılıklar var olduğu sürece NATO, Rusya'yı zayıflatma ve Rusya'nın jeopolitik-stratejik alanına girme politikasını terk etmeyecektir ve bu durum, Birleşik Devletler ile Rusya arasındaki ilişkilerin ne ölçüde geliştirebileceğini belirleyecektir.

Suriye konusunda birlikte çalışmanın zorlukları

Trump'ın seçim kampanyasında savunduğu, ABD'nin diğer ülkelerin hükümetlerini devirme politikasını bırakmak ve teröristlerle mücadele gibi Suriye'ye ilişkin politikaları, bu meselede ABD-Rusya işbirliğine olanak sunuyor.

Bununla birlikte, iki ülkenin son tahlilde işbirliği yapıp yapamayacağı ve ne ölçüde işbirliği yapabilecekleri konusunda belirsizlikler var.

Birincisi, Suriye savaşı ABD ve Rusya'nın Ortadoğu üzerindeki nüfuzlarını ters yönlü etkiliyor: ABD'nin Ortadoğu'daki etkisi azalırken Rusya'nın etkisi artıyor. "Amerika'yı yeniden harika yapma" sözü veren Trump, Ortadoğu'yu terkedip Rusya'ya mı bırakacak?

İkincisi, Trump Suriye konusunda Rusya ile işbirliği yapmayı kabul etse bile, bu işbirliğinin hangi tarafın liderliğinde olacağı soru işareti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Moskova'nın konuyla ilgili mevcut öncü rolünü Washington'a vermeyi kabul etmesi mümkün değil. Washington, Moskova ile Rusya'nın liderliğinde bir işbirliği yapmayı kabul edecek mi?

Ayrıca Trump, Rusya ve Suriye hükümetlerinin ABD kamuoyundaki olumsuz izlenimlerini değiştirip değiştirmeyeceği, Suriye konusunda Rusya ile derin çelişkiler içinde olan Körfez ülkelerinin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın istifasını istemekten ve muhalefeti desteklemekten vazgeçip vazgeçmeyecekleri, Suriye'de bir "güvenli bölge" inşa edilmesi için para verip vermeyecekleri gibi sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.

Üstelik, ABD'nin Rusya politikası Soğuk Savaş'tan bu yana hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi Parti'den politik seçkinler tarafından kararlaştırıldığından, ABD-Rusya ilişkilerini iyileştirmek Trump için kolay değil ve önde gelen Cumhuriyetçileri de içeren bu kamp, Trump'ın Rusya ile iyi ilişki yanlısı eğilimini frenleyecektir."

tercumeodasi.org


Son Çeviriler