Almanya liderlik rolüne hazır mı? - The Brookings Institution

"Almanya'nın politik seçkinleri dış politika ve güvenlik alanında daha güçlü bir Alman liderliğine ihtiyaç olduğu fikrine yakınlaşıyor."


Liana Fix, Steven Keil / The Brookings Institution / 16.02.2017

Son on-yirmi yıldır Almanya'nın dış politikası bir çelişki içinde. Avrupa'da kilit önemde bir liderlik rolüne sahip olma potansiyeline sahip ekonomik bir güç merkezi olan Almanya, Avrupa ve transatlantik kapsamdaki güçlüklerle mücadelede fazla temkinli olmak ya da işbirliği yapmamakla sık sık suçlanıyor. Bununla beraber, iç ve dış kaynaklı krizler kıtayı sardıkça Alman liderliğine yönelik beklentiler artıyor. Buna karşılık Almanya dış politikada önemli ölçüde öne çıkarak, Avrupa içi meselelerde yeni bir liderlik ve transatlantik meselelerde güvenilir bir ortaklık sağladı. Berlin'i en sert şekilde eleştirenler bile Ukrayna anlaşmazlığından mülteci krizine Almanya'nın politikasında kayda değer bir değişiklik olduğunu kabul ediyorlar.


Öte yandan, Almanya'nın içinde faaliyet gösterdiği şartlar son birkaç ay içinde dramatik bir şekilde değişti. Brexit referandumu ve Donald J. Trump'ın ABD'nin 45. Başkanı olarak seçilmesi Almanya için neredeyse trajik bir ikilemi pekiştirdi. Dikkat ve sınırlamayla geçen on yıllardan sonra Almanya'nın politik seçkinleri çoğunlukla, dış politika ve güvenlik alanında daha güçlü bir Alman liderliğine ihtiyaç olduğu fikrine yakınlaşıyor. Diğer taraftan, Almanya'nın liderlik edebileceği kurumsal düzen dağılma riski altında. Merkezden uzaklaşan popülist güçler yükselirken, AB gittikçe kırılgan ve tartışmalı bir yapı haline geliyor. Ve şimdi, ABD seçimlerinden sonra transatlantik alan, liderinin uzun zamandır üstlendiği mevcut düzenin garantörü olma rolünden vazgeçmesi tehlikesiyle karşı karşıya görünüyor.

Bu durum Alman liderliği ve Avrupa-Atlantik güvenliğinin omurgası olan, ABD'nin Avrupa'ya olan bağlılığı ve taahhütleri açısından bir dizi yeni soru ortaya atıyor. Trump'ın Avrupa'ya yaklaşımının nasıl olacağı henüz tam olarak belli değilken ama seçim kampanyası ve geçiş dönemindeki söylemlerden bazıları Trump yönetiminin yaklaşımının kendisinden önce gelenlerinkinden çok farklı olabileceğini düşündürüyor.


Yeni yönetim neredeyse kesin olarak, Avrupa'dan "savunma harcamalarının mali yükünü doğru oranda üstlenmesini" isteyecek, belki de ABD'nin NATO'nun 5. maddesine [Üye ülkelerin silahlı bir saldırıya uğrayan herhangi bir üye ülkeye yardım etmelerini öngören madde ç.n.] olan taahhütlerini müttefiklerin savunma harcamaları seviyesine bağlamaya kadar gidecektir.


Bu durum, güvenlik meselelerine daha proaktif (ve Avrupalı) çözümler bulmak için Almanya'ya baskı yapacaktır. Bu nedenle Alman dış politika liderliğinin potansiyel güçlüklerini ve sınırlarını analiz etmek ve anlamak her zamankinden daha kritiktir. Almanya, bu yeni koşullar altında dahi Avrupa için daha büyük bir liderlik rolüne hazır mı? Özellikle bu yıl 24 Eylül düzenlenecek seçimlerde popülist bir meydan okumayla karşı karşıya olduğu düşünüldüğünde Almanya'nın yeni dış politika rotası ne derece sağlam ve sürdürülebilir?

tercumeodasi.org


Son Çeviriler