ABD ve Rusya'dan referandum değerlendirmeleri

"Referandumdaki zayıf "evet" sonucu Türkiye-ABD ilişkileri açısından mümkün olan en iyi sonuç olabilir."




ABC News / 17.04.2017

Washington'daki Orta Doğu Enstitüsü'nün Türk Çalışmaları Merkezi'nin kurucu direktörü Gönül Tol, Erdoğan'ın elindeki gücü artırmasına rağmen referandum sonucunun genel popülaritesindeki düşüşü gösterdiğini belirtti.

"Medyadaki büyük avantajına rağmen, referandum sonucu Erdoğan'ın umduğu yüzde 60'lık onayın çok altında kaldı. Buna ek olarak, cumhurbaşkanı ilk kez, doğup büyüdüğü İstanbul'un da aralarında olduğu ülkenin belli başlı şehirlerinde desteğini kaybetti. Bu durum hayır kampanyası için büyük bir başarı.  
Erdoğan daha büyük bir farkla kazansaydı durum farklı olabilirdi ancak güçlü bir destek olmadan ve seçim güvenliğine dair tartışmalar varken diktatörlüğe doğru bu kayma, istikrarsızlığı daha da artıracak ve derin bir şekilde bölünmüş bir ülkeyi yönetmek Erdoğan için zor olacak." 

Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Orta Doğu ve Afrika Çalışmaları'dan Steven Cook, Foreign Policy dergisinde yayınlanan makalesinde referandum sonucuyla Türkiye'de bir dönemin kapandığını belirtti.
"Türkiye Cumhuriyeti'nin her zaman sorunları oldu ancak bir demokrasi haline gelebileceği yönündeki arzusunu her zaman korumuştu. Erdoğan'ın yeni Türkiye'si bu ihtimali ortadan kaldırdı. 
Bu referandum sonucundan sonra kendiliğinden ve öncüsüz protestoların patlak vereceğini ve Türk halkı arasında kutuplaşmanın artacağını düşünüyorum. 
Referandum sonucunun ABD'nin Türkiye ile ilişkilerini etkileyeceğini düşünmüyorum. Türkiye bölgedeki en önemli ABD müttefiklerinden biri ve ABD otokratik liderlerle iş yapma konusunda tecrübeli." 

Zayıflayan halk desteğinin Erdoğan'ın politikalarında bir değişim ihtimalini doğurduğunu söyleyen Gönül Tol, görece zayıf referandum sonucunun Erdoğan'ı Kürt nüfusu kazanmak için hamleler yapmaya itebileceği görüşünde.

Uzmanlar, ülkesinin Kürtleriyle daha iyi ilişkiler kurması halinde Erdoğan'ın, bölgede kritik bir ABD müttefiki olan Suriyeli Kürtlerle ilişkiler ve Suriye'de IŞİD ile mücadele de dahil olmak üzere ABD ile daha çok ortak zemin bulabileceğini söylüyor.

2008'den 2010'a kadar ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olan Jim Jeffrey "Umut edilen bu" diyor.

Jeffrey ihtiyatlı bir iyimserlikle, referandumdaki zayıf "evet" sonucunun Türkiye-ABD ilişkileri açısından mümkün olan en iyi sonuç olabileceğini söyledi.
"Erdoğan bu oylamayı kaybetmiş olsaydı, düşmanlarına saldırır ve tekrar referanduma gitmek için kendini tüketirdi. Bizim için, Erdoğan'ın bu konuyu artık geride bırakması gerekiyor."

Stratfor / 16.04.2017

Referandum sonucu, Türk seçmeninin ne kadar derin bir şekilde kutuplaştığını gösteriyor: Erdoğan, en büyük üç kent olan İstanbul, Ankara ve İzmir'i kaybetmesine rağmen zafer elde etti. Oy farkının çok az oluşu, iktidarı pekiştirmek için olağanüstü önlemlere başvurmaya Erdoğan'ın kendini mecbur hissetmesinin önemli bir nedeni.

Türkiye'nin Erdoğan yönetiminde daha otoriter bir düzene geçmesi şüphesiz Avrupa Birliği'nden gelen tepkileri artıracaktır ama Avrupalı güçler göçmen trafiği ve Rusya'ya karşı hala Türkiye'nin işbirliğine ihtiyaç duyduklarının farkında.

Referandum sonucu, Türkiye iç işlerinde uzun vadede dramatik değişikliklere işaret ederken, Türkiye'nin dış politikası büyük ölçüde değişmeden devam edecektir. Referandumda elde edilen zafer veya yenilgiden bağımsız olarak Türkiye, Kürt yayılmacılığını önlemek ve daha geniş çaplı vekalet savaşında İran'la yüzleşmek için için kuzey Irak ve Suriye'deki varlığını derinleştirecektir.



Kemal Kirişci / The Brookings Institution / 17.04.2017

Yüzde 85'in üzerinde katılım oranıyla barışçıl bir şekilde gerçekleştirilen referandum bir başarı olarak görülmeli, fakat bu başarı, gittikçe artan seçim usulsüzlükleri iddialarının gölgesinde kaldı. İddiaların şimdiden protesto gösterilerine neden olması Türkiye'nin uzun sürecek bir çekişme dönemine giriyor olabileceğini düşündürüyor.

Referandum sonuçlarının "kazanan her şeyi alır" biçiminde yorumlanmaması çok kritik olacak. Türkiye'nin liderleri, kutuplaşmanın üstesinden gelip uzlaşmayı sağlayacak bir yaklaşım benimsemeli, ancak Erdoğan'ın referandum sonrası partililerine yaptığı konuşma pek umut verici değildi.



Valday Kulübü / 17.04.2017

Türkiye'nin Rusya ve ABD ile ilişkilerinin geleceği çok daha belirsiz hale geldi. Türkiye hem ABD ile "model ortaklık" hem de Rusya ile daha güçlü ilişkiler kurmak istiyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi'nde Türkolog olan Vladimir Avatkov'a göre Türkiye büyük olasılıkla her ikisini birden yapmaya çalışacak, ancak böyle bir yolun ne kadar olumlu olacağını söylemek güç.
"Türkiye'de ikili bir bilinç ve bunlar arasında bir mücadele var: Bir yanda Sevr Antlaşması'nda olduğu gibi bir parçalanmaya karşı fobi ve diğer tarafta büyük bölgesel hırslar. Türk siyasetindeki bu iki sabit (korku ve hırs) Türkiye'yi yakın gelecekte daha çok kutuplaştıracak. Bu durum kendini her şeyde gösterecek."



TASS / 17.04.2017

Rusya Federasyon Konseyi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı, Senatör Konstantin Kosaçev, ezici bir galibiyet olmaması nedeniyle referandum sonucunun Erdoğan'a bir rahatlama sağlamasının pek olası olmadığını söyledi.
"Tamamen özgür olmadığı için risk almak zorunda. Bu konuda başarılı ancak Avrupa ile yakın ilişkileri destekleyen etkili çevrelerin ve parlamenter sistem yanlılarının direnişi büyüyecek. 
Görünüşe göre, Erdoğan yalnızca kendi gücünü artırmak peşinde değil, Avrupa entegrasyonu fikrinden de vazgeçmiş. Önümüzdeki haftalarda birçok ilginç olayla karşılaşacağız." 



Pravda.ru / 17.04.2017

Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi Stratejik Çalışmalar ve Tahminler Enstitüsü'nden Nikita Danyuk, Erdoğan ve ekibi için bir zafer olan referandumun Türk toplumunu gözle görülür bir şekilde böldüğünü belirtti. Türkiye ve ABD arasında bir yakınlaşma olabileceği söyleyen Danyuk, Rusya'nın Erdoğan'la ilgili dikkatli olması gerektiğini savundu.
"Erdoğan yeni Amerikan başkanıyla iletişimi geliştirecek. Trump, Avrupalı liderlerin dillerinden düşürmediği özgürlük, demokrasi ve hümanizm ilkelerine övgüler dizen biri değil. Trump'ın ulusal çıkarlara birinci derecede öncelik verdiği göz önüne alındığında, ABD ve Türkiye arasındaki diyalogun mümkün olabileceğine inanıyorum.
Erdoğan'ın çok karmaşık bir ortak olduğunu gördük. Rus-Türk ilişkileri, Rus savaş uçağı olayından sonra çöküşün eşiğindeydi. Bununla birlikte, Türk yönetimi Rusya olmadan Orta Doğu'daki birçok konuyu ele almanın mümkün olmadığını biliyor. Ayrıca, Rusya ile daha fazla karşı karşıya gelişin sadece Türkiye'ye zarar verebileceğini biliyorlar. Rusya Erdoğan ve eylemleri konusunda çok temkinli davranmalı. Türkiye'yi stratejik ortağımız olarak düşünmek tehlikeli. Şu an duruma dayalı bir ittifakımız var."

tercumeodasi.org

Son Çeviriler