Trump yönetimi ABD'nin küresel liderliğini tehlikeye atıyor - Carnegie

"Trump ekibi tutarsız politikalar ve umursamazlık nedeniyle ABD liderliğini ve uluslararası düzeni tehlikeye atıyor."


William J. Burns / Carnegie Vakfı - Washington Post / 19.04.2017

Trump'ın dış politikasının büyük kısmı, gerçeklikle ile ilk temasta ana akım dış politika çizgisine geri dönmüş gibi görünüyor. Suriye diktatörü Beşar Esad'ın dehşete düşüren kimyasal silah kullanımı, hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin alkışladığı hızlı bir askeri müdahale getirdi. Rusya ve ABD, tahmin edildiği gibi karşıt iki kutup haline geldi. Yönetim NATO'ya güveni tazeleyen açıklamalar yapıyor. Devlet Başkanı Şi Cinping'in ziyaretiyle Çin ile ilişkilerdeki gerilim düştü. Üst düzey ulusal güvenlik görevlerine çoğunlukla geleneksel ABD dış politikasını benimseyenler atanırken radikal sesler azalıyor.


Bununla birlikte, görünenin ardında rahatsız edici bir eğilim, bir risk gizlenmekte. Trump ekibi, tutarsız politikalar ve umursamazlık nedeniyle ABD liderliğinin ve uluslararası düzenin üzerinde durduğu fikirleri, girişim ve kurumları tehlikeye atıyor.

Uluslararası düzen ciddi bir gerilimle karşı karşıya; iktidar bölünüyor ve süper güç rekabeti geri döndü. Amerikan düşüncesinin özünde yer alan değerler ve amaç her zamankinden daha fazla önemli. Bu bağlamda, Suriye'de önemli bir uluslararası normu savunma adına hareket etmek güven verici; otoriter liderlerle uğraşırken insan hakları konularında sessiz kalmak ise değil.

Diğer bir önemli unsur, Amerikan girişimidir. (Ortak sorunlarla başa çıkmak için başkalarını harekete geçirme isteğimiz ve yeteneğimiz.) Bölgesel sorunlardan iklim değişikliği ve ticaret gibi daha geniş küresel sorunlara kadar ABD liderliği, II. Dünya Savaşı sonrası dönemin eşi benzeri görülmemiş barış ve refahında kritik rol oynadı. Elbette birçok hata yaptık. Bazen bu hatalar, Vietnam ve Irak'ta olduğu gibi çok pahalı mal oldu. ABD'nin hala üstün olduğu ancak artık baskın olmadığı bir dünyada önemli ayarlamalar yapmamız gerekiyor.

Ancak yeni yönetimdeki pek çok kişi hala çok farklı düşünüyor gibi görünüyor. Onların düşüncesine göre, kendi oluşturduğu uluslararası düzen ABD'yi rehin almış durumda: İttifaklar ABD için yük, Trans-Pasifik Ortaklığı ve NAFTA gibi çok taraflı düzenlemeler fırsattan ziyade kısıtlama ve Birleşmiş Milletler, diğer uluslararası kurumlar yersiz değilse bile oyalayıcı. Onların göre biz Güliver'iz ve artık Liliputların bize vurduğu zincirleri kırmanın zamanı geldi.

Bu sadece bir düşünceden, ABD siyasetinde tekrarlanan bir izolasyonist içgüdünün tekrar ifade edilmesinden ibaret değil, aşındırıcı etkisini şimdiden göstermeye başladı: Bu politikanın Asya'da yarattığı ticaret boşluğunu Çin hevesle dolduruyor; kendi yarımküremizde ve Afrika'da güçlükle elde edilen kazanımlar heba olma riskiyle karşı karşıya; popülist milliyetçileri şımartan ve Brexit'e benzer eylemleri teşvik eden bu görüş, Avrupalı müttefikleri rahatsız ediyor. Yönetimdeki bazı isimler, bu görüşlerin doğasında olan riskleri açıkça anlıyor, ancak erken politik tutarsızlık dostlar için endişe, düşmanlar için fırsat yaratıyor.

Amerikan liderliğinin diğer bir bileşeni, onu sürdüren kurumlardır. Trump'ın ilk bütçesi, fikirlerimizi ve girişimimizi hayata geçirmekle sorumlu kurumların verimliliğini azaltıyor. Oldukça ağırlıklı olarak askeri güce dayanan bütçe, çoğu kez askeri güç ve diplomasinin rollerini tersine çevirdiğimiz 11 Eylül sonrası zorlu döneminin modelini güçlendiriyor: Askeri güç tehdidi ile desteklenen diplomasinin etkisi değersizleştirme, ilk araç olarak askeri güce başvurma ve devamında yeterli kaynaktan yoksun, bir stratejiye bağlı olmayan bir diplomasi izleme.

Burada mesele, yerli veya yabancı kurumlarda reformlar yapılmasının gerekip gerekmediği değil. Reformlar için geç bile kalındı. Dışişleri Bakanlığı çok katmanlı bir yapıya sahip ve pürüzsüz bir şekilde işler hale getirilmeli, fakat bütçesindeki yaklaşık yüzde 30'luk kesinti değişime olan ilgiden kaynaklanmıyor; bu durum askeri olmayan araçların rolünün küçümsenmesini ve mevcut kurumları susturmak veya dağıtmak için yıkıcı bir hırsı yansıtıyor.

Aynı şekilde, yardım programlarında ciddi boyutlardaki kesintiler, küçük hesaplar peşinde koşarken büyük maliyetlere neden olacaktır. Kilit önemdeki kırılgan devletlere yardım ederek, daha fazla maliyetle ABD ordusunu sıklıkla içine sürükleyen çöküş durumlarını ve çatışmaları önlemek yerine geri çekildiğimiz için daha az güvenli hale geleceğiz.

Trump'ın başkanlığa gelmesine yardımcı olan hayal kırıklıkları gerçek. Irak ve Afganistan'da 15 yıldan fazla süren savaşlardan sonra dünya ile ilişkilerde yaşanan derin yorgunluk hali ve neredeyse on yıllık ekonomik durgunluk dönemi de öyle. Ancak, dünyadan koparak, güç gösterileri yaparak ve kurumların imha ederek kayıpları telafi etmek uygulanabilir bir strateji değil, tehlikeli bir illüzyon olur.

Ülke içinde, bu tip yanılsamaların iç sonuçlarını hafifletecek denge ve kontrol mekanizmaları var, ancak küresel sonuçlarına karşı dünya bu frenlerden yoksun. ABD liderliği ve temel unsurları (ülkemizin temsil ettiği düşünce, bizi Rusya ve Çin gibi daha yalnız güçlerden ayrı kılan ittifaklar hayata geçiren girişim ve etkimizi destekleyen kurumlar) olmazsa çevremizdeki gerçeklikler daha karmaşık ve daha tehdit edici hale gelecektir.

tercumeodasi.org



Son Çeviriler