David Ignatius: Türkiye İranlı Mossad ajanlarını ifşa etti - The Washington Post

"ABD, İsrail, İran, Suudi Arabistan ve Mısır, hepsi yeni ittifaklar arayışında ve yeni bir denge bulmak için, açıktan-örtülü olarak, mücadele ediyor."



David Ignatius / The Washington Post / 19.10.2013

Türkiye-İsrail ilişkileri geçtiğimiz yılın başlarında yaşandığı söylenen bir olayla gergin hale geldi: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başında bulunduğu Türk hükümeti, ilişkili oldukları Mossad yetkilileri ile Türkiye'de toplantı yapan 10 kadar İranlının isimlerini İran istihbaratına verdi.

Kaynaklar, Türklerin bu eylemini “önemli” bir istihbarat kaybı ve “İsraillilere bir tokat atma girişimi” olarak tanımlıyor. İlk kez bu yazıda açıklanan bu olay, İran'ın nükleer programını sınırlandırmaya dair İran ve Batılı ülkeler arasındaki mevcut müzakerelerin arka planındaki şiddetli, çok boyutlu casus savaşlarını gözler önüne seriyor. Türk Büyükelçiliği'nden bir sözcü, konuyla ilgili yorum yapmadı.





Casuslarını kasıtlı bir şekilde tehlikeye atan bu hamleye karşı İsraillilerin öfkesi, Başbakan Benjamin Netanyahu'nun Mayıs 2010'daki Gazze filosu olayından dolayı Erdoğan'dan özür dilemeyi reddetmede neden bu kadar kararlı olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir.

Başkan Obama'nın bir uzlaşma formülü için görüşmelerinin ardından, Netanyahu sonunda Erdoğan'dan özür diledi. Fakat İsrailli lider, özürden önceki bir yıl boyunca Obama ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın düşmanlığa son verme yönündeki ricalarına direndi.

Üst düzey İsrailli yetkililer, özüre rağmen Erdoğan ile şiddetli gerginliğinin devam ettiğini düşünüyor. Türk istihbarat şefi Hakan Fidan da, Tahran ile dostane olarak görülen ilişkileri nedeniyle İsrail için zanlı durumunda. Birkaç yıl önce İsrailli istihbarat yetkililerinin CIA yetkililerine Hakan Fidan'ı şaka yollu “MOIS (İran İstihbarat Bakanlığı) Ankara istasyon şefi” olarak tarif ettikleri söyleniyor. Ancak ABD, hassas konularda Fidan ile çalışmaya devam etti.

ABD'li yetkililer, İsrail casus ağının deşifre edilmesini istihbarat alanında talihsiz bir kayıp olarak görse de Türk yetkililere bununla ilgili doğrudan bir protestoda bulunmadılar. Aksine, geçtiğimiz yıl Türk-Amerikan ilişkileri, Erdoğan’ın Obama’nın yakın dostları arasına girdiği noktaya kadar gelişmeye devam etti. İstihbarat meselelerini genel politikadan ayrı düşünme yönteminin, ABD yönetiminin uzun zamandır sürdürdüğü bir yaklaşım olduğu söyleniyor.

ABD'li yetkililer, ajanların ifşası Gazze filosu olayına misilleme mi yoksa Türk-İsrail ilişkilerinde daha geniş çaplı bir bozulmanın parçası mı asla emin olamadılar.

Görüldüğü gibi, İsrail istihbaratının İran'daki casus ağının bir bölümü, İran'a giriş çıkışların görece kolay olduğu Türkiye üzerinden faaliyet yürütmüş. Türk istihbarat servisi MİT, sınırları içinde agresif bir gözetim-takip faaliyeti yürüttüğünden İsraililerle İranlıların gizli toplantılarını izleme imkanına sahipti.

ABD'li yetkililer bu olayı becereksizlik yerine yanlış güven sorunu olarak değerlendirdiler. Bir kaynağın sözleriyle, Türkiye ile 50 yıldan fazla bir süredir işbirliği yapmakta olan Mossad, Türklerin İsrail ajanlarını düşman bir güce “satacağını” asla düşünmüyordu. Ancak Erdoğan, 2009'da Filistin davasını savunmak için harekete geçmesi ve çeşitli yollardan Ankara'yı Kudüs'le arasındaki gizli ortaklıktan uzaklaştırmasıyla özgün bir güçlük yarattı.

İsrail-Türkiye istihbarat ittifakı, Ağustos 1958'de Ankara'da, İsrail Başbakanı David Ben-Gurion ile Türkiye Başbakanı Adnan Menderes'in gizli bir görüşmesinde kuruldu. Dan Raviv ve Yossi Melman, 2012 yayınlanan “Spies Against Armageddon” kitabında bu görüşmenin somut sonucunun "kapsamlı bir işbirliği için resmî ama çok gizli bir anlaşma” olduğunu yazdılar.

İşbirliğinin mekanizmaları, Mossad'ın kurucu direktörü Reuven Shiloah tarafından, “çevresel ittifak stratejisi” olarak adlandırdığı yaklaşımın bir parçası olarak gizlice kuruldu. Bu ortaklık ile İsrailliler, Türklere ve 1979'da Şah devrilene kadar İranlılara casusluk eğitimi verdi.

Fidan, Erdoğan'ın kilit önemdeki bir danışmanı. Türk ordusunda astsubay olarak görev yapıp Maryland Üniversitesi'nden lisans, Ankara'da doktora eğitimini tamamladıktan sonra 2010 yılında MİT'in başına geçti. Wall Street Journal'da yakın zamanda yayınlanan biyografisine göre Fidan, “ABD’nin ve İsrail’in topladığı hassas istihbaratları İran’a verdiği iddiasıyla Türkiye’nin müttefiklerini rahatsız etti.” Yazıda ABD'nin, Fidan'ın Suriye'deki cihatçı isyancıları silahlandırdığından korktuğu da belirtti.

Aktif bir istihbarat mücadelesiyle örtülü Netanyahu-Erdoğan kavgası, önümüzdeki dönemde Ortadoğu'da görülebilecek karmaşık değişimlere bir örnek. ABD, İsrail, İran, Suudi Arabistan ve Mısır, hepsi yeni ittifaklar arayışında ve yeni bir denge bulmak için, açık-örtülü biçimde mücadele ediyor.

tercumeodasi.org




Son Çeviriler