Lübnan'a karşı ABD-İsrail-Suud ittifakı - Bloomberg

"Hizbullah ile savaş ihtimali yükseliyor."



J. Ferziger, D. Wainer, M. Talev, D. Abu-Naser / Bloomberg / 10.11.2017

İran'ın bölgedeki etkisini zayıflatma isteği, normal şartlarda olası görünmeyecek bir üçlü ittifak yaratıyor: İsrail'in gazi Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suudi Arabistan'da dizginleri ele geçiren ve ülkenin dış politikadaki geleneksel temkinli tavrını bir kenara atan iddialı genç prens Muhammed Bin Selman ve ABD başkanı.

Üç lider de İran'ın müttefiki Beşar Esad'ın Suriye'deki zaferinden ve İran'ın bölgede giderek artan nüfuzundan duydukları endişeyi dile getiriyor. Amerikan ve Suudi politikası "Esad gitmeli" iken Esad onların destekledikleri isyancıları büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Karşı hamle için başka bir alan arayan üçlü, Lübnan'ı ve terörist olarak kabul ettikleri Hizbullah'ı hedefe alıyor.



Suudi destekli Lübnan Başbakanı Said Hariri, Hizbullah ile koalisyon halinde ülkeyi yönetiyordu. Geçen hafta Riyad'a uçtu, hayatının tehlikede olduğunu söyleyerek beklenmedik bir şekilde istifa etti. Hariri, istifasını açıkladığı Suudi televizyonunda "İran'ın bölgedeki elleri kesilecek" dedi. İstifanın ilan edilmesi, birçoklarınca Suudi Arabistan'ın kurguladığı bir hamle olarak görülüyor.

Birkaç saat içinde İsrail'den değerlendirme geldi. Netanyahu, dünyayı İran saldırganlığına karşı harekete geçmeye çağıran bir bildiri yayınladı. Ertesi gün Tel Aviv'deki Kanal 10, dünyanın dört bir yanındaki İsrailli diplomatlara Hariri'nin ayrılışını İran'ın tehlikeli nüfuzuna bir örnek olarak göstermeleri için emir verildiğini bildirdi.

İki ülke de aralarında doğrudan ilişki olduğunu kabul etmiyor. İki ülkenin açıktan teması, İslam'ın kutsal yerlerinin koruyucuları olarak, İsrail karşıtlığının yüksek olduğu Müslüman dünyasında liderlik iddiası olan Suudiler için zararlı olur.

Suudi hükümetinin basın bürosu yorum taleplerine yanıt vermedi. Netanyahu'nun bir danışmanı (konunun hassas oluşu nedeniyle adının açıklanmasını istemedi), İran'ın şu anda birçok ülkeyi tehdit ettiğini, İsrail'in kaygısının başkaları tarafından paylaşılmasının doğal olduğunu söyledi, Suudi-İsrail koordinasyonunun olup olmadığı konusunda yorum yapmayı reddetti.

Rand Corporation'da analist olan Alireza Nader, "Suudi Arabistan ile İsrail'in Hizbullah ve İran'a karşı ortak bir strateji oluşturuyor olması son derece mümkün. Suudi Arabistan Lübnan'a karşı diplomatik ve ekonomik açıdan birtakım etkilere sahip olsa da, Hizbullah ile askeri olarak savaşamaz fakat İsrail savaşabilir." değerlendirmesi yaptı.

İsrail'in kapasitesinin olması savaşmak istediği anlamına gelmiyor, en azından şimdilik.

İsrail parlamentosu dışişleri ve savunma komisyonu üyesi Ofer Shelach, bir röportajda "Hizbullah ile eninde sonunda yüzleşmek zorunda kalabiliriz. Fakat herkes bu çatışmayı ertelemek istiyor." dedi.

2006 savaşı sırasında Suudi Arabistan, Lübnan merkez bankasına 1 milyar dolar yatırarak ülke ekonomisine destek vermişti. Şimdi Suudilerin Katar krizinde yaptıkları gibi paralarını Lübnan'dan çekmesi bekleniyor.

Perşembe günü, Suudiler vatandaşlarınım Lübnan'dan derhal ayrılmalarını istedi. Ülkede büyük miktarda Körfez parası da var. Londra merkezli ekonomik danışmanlık şirketi Capital Economics, finansal kısıtlamaların "Lübnan merkez bankasını döviz rezervlerini eritmeye zorlayabileceğini" söyledi.

Lübnan, bölgedeki amansız rekabetin düğüm noktası olan Suriye anlaşmazlığının içine daha da fazla çekiliyor. Trump için bir karar anı yaklaşıyor: IŞİD yenildikten sonra Suriye'deki Amerikan kuvvetleri ile ne yapılacak? Yetkililer, kalan son cihatçıları bastırmak ve geri dönmelerini engellemek için ABD askeri varlığının devam edeceğini belirtiyor.

Riyad ve Tel Aviv'in soruları da olacak: Kaç asker kalacak? Ne kadar süreliğine? Sadece IŞİD'e mi odaklanacaklar yoksa İran'a karşı başka görevler için kullanılabilecekler mi?

İsrailli milletvekili Shelach'a göre "ABD'nin hala bir Suriye politikası yok. Bu durumda İsrail ve İran karşı karşıya kalıyor. Hizbullah ile istenmeyen bir savaş olasılığı artıyor."

İsrailliler, Hizbullah ile tekrar bir savaş olup olmayacağını değil, bu savaşın ne zaman olacağını tartışıyor. 2006'daki son savaştan bu yana Lübnan sınırını sürekli takviye ettiler. Savaş olursa, bu takviyelerin pek bir etkisi olmayacak, iki taraf da havadan bir çatışma için hazırlık yapıyor.

İsrail liderleri Lübnan'ı Taş Devri'ne geri gönderecek bir bombardımana hazır olduklarını açıkladı. Hizbullah'ın, füze stoklarını on kat arttığı söyleniyor.

Sınırın hemen güneyindeki bir İsrail kasabası olan Kfar Vradim'in sakinlerinden David Deshe en kötüyü bekliyor: "Son savaşta bize birkaç düzine roket saldırısı olmuştu. Bu kez yağmur gibi olacağını söylüyorlar."

tercumeodasi.org



Son Çeviriler