Türkiye'nin S-400 alımı ve darbe olasılığı - WOTR

"Ankara içinde veya yakınındaki bir füze bataryası, hükümetin kilit noktalarını F-16'lardan koruyabilir."



Aaron Stein (Atlantik Konseyi) / War On The Rocks / 27.12.2017

Türkiye'nin bir Rus füze sistemi satın alması Türk savunmasının NATO ile işbirliğini tehlikeye atar. Ankara'nın S-400 ilgisi, 2016 Haziran sonlarında başlayan geniş kapsamlı Türk-Rus yakınlaşmasından kaynaklanıyor. Erdoğan ve Putin'in sık sık gerçekleşen görüşmelerinde Rus yapımı S-400'ler ön planda oldu. Ankara'nın uzun menzilli hava savunma sistemlerine olan ilgisi yeni değil ancak Ankara, Moskova ile teknoloji paylaşımı ve ortak üretim konularında önemli ödünler vermeye hazır olduğunu belirtti. Türkiye'nin geleneksel askeri tedarik politikası, yerli bir savunma sektörü oluşturmak amacıyla, teknoloji transferi ve ortak üretim düzenlemelerine öncelik veriyor.



Geçmişte Türk hükümeti, Batılı tedarikçilerin Türk firmalarına yeteri kadar bilgi ve deneyim aktarmadıklarına karar verdiklerinde milyarlarca dolarlık anlaşmaları ertelemekten tereddüt etmedi. S-400 efsanesi bu açıdan bir istisna ve bu nedenle daha yakından incelenmeye hak ediyor. Erdoğan'ın teknoloji transferini göz ardı etmeye istekli olması politik nedenlerin etkili olduğunu ve dolayısıyla geniş kapsamlı yakınlaşmayla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Risk yüksek. Türkiye ve Rusya S-400 anlaşmasını imzalarsa, ABD, NATO müttefiki Türkiye'ye yaptırım uygulayabilir. Türk hükümeti bu riskin, ABD'nin muhtemel tepkisinin ne olabileceğinin farkında ve dolayısıyla, Moskova ile işbirliğini derinleştirmeye karar verip vermediğine dair önemli bir mesaj göndermiş olacak.

Ankara'nın füze savunma sistemi için düzenlediği en son ihale Haziran 2006'da başlamıştı ve stratejik açıdan mantıklıydı. Türkiye'nin komşuları kısa ve orta menzilli balistik füzeleri sahaya sürmüştü ve bu nedenle Ankara'nın füze savunma sistemi ihtiyacı oldukça anlaşılırdı. T-LORAMIDS adı verilen projede Türkiye'nin ilk niyeti, füze saldırılarına karşı 12 adete kadar, kullanıma hazır bataryayı doğrudan satın almaktı. Teklif daha sonra teknoloji transferi talepleriyle güncellendi ve Rus S-300'ün Çin versiyonu olan HQ-9 füze sistemi için Çin ile müzakerelere başlama kararı ile sonuçlandı.

Türklerin bu kararı, ABD ve NATO içinde önemli tartışmalara yol açtı. İttifak sistemin, NATO'nun erken uyarı ve komuta ağına bağlı Türk hava savunma ağına entegre edilmesi konusunda endişe duyuyordu. NATO, ittifakın hava savunma ağı veya 2020'lerden başlayarak ittifakın hava üstünlüğünün omurgasını oluşturacak ABD yapımı F-35 hakkında Çin'in bilgi toplamasından korkuyordu.

Türk hükümeti havadan-havaya ve havadan-karaya tehditler üzerine odaklanıyor ama satın almak istediği hava savunması sistemini üreten Rusya haricinde Türkiye, havadan-havaya üst düzey bir tehditle karşı karşıya değil. S-400 satışı Rusya için de potansiyel sorunlar barındırıyor. Devam eden gerginliğe rağmen Türkiye bir NATO üyesi ve Rusya'nın en üst düzey füze sisteminin bir NATO üyesine satılması sistem hakkında bilgi toplamasına ABD'ye fırsat verebilir. Rusya da bu potansiyel sorunun farkında ki Rus yetkililer S-400 satışında hiçbir teknoloji transferi olmayacağını ve görüşmelerin doğrudan askeri satış için olduğunu açıkça belirtti.

Türkiye'nin S-400 alımının NATO ve ABD için teşvik edici ve caydırıcı tarafları var: Rus S-400 füze sisteminin zaaflarını bulmak için bir fırsat sunabilecek erişim olasılığı, F-35 veya NATO hava savunma ağı hakkında önemli bilgilerin Rusya'nın eline geçmesi riski. Sistemin alımında Türkiye için potansiyel faydaların ne olduğu ise tartışmalı. Balistik füzelere karşı savunma sağlamak, füze savunma sistemlerine Türkiye'nin ilgisinin başlıca nedeniydi. Gündemdeki sistem bunun için ideal değil. Sistem, bir "darbe savunma sistemi" olarak ve iç tehditlere karşı kullanılabilir. Ankara'nın içinde veya yakınındaki bir füze bataryası, hükümetin kilit noktalarını F-16 gibi yüksek performanslı uçaklardan koruyabilir. S-400 alımına dair bu dar ve içe dönük yaklaşım, Türkiye'nin muhtemelen Aster 30 SAMP/T füze sistemi için MBDA şirketi ile de görüşmelere başlamış oluşunu açıklayabilir.

Rusya için asıl endişe, ABD ve NATO'nun sistem hakkında bilgi elde etmeleri. Bu endişe, sistemi Suriye ve Kırım'da konuşlandırmaktan Moskova'yı alıkoymadı; ABD ve müttefiklerin hava araçları bu bölgelerde sistem hakkında bilgi toplayabiliyor. Ayrıca Yunanistan, Girit adasında bir S-300 füze sistemi kullanıyor ancak bu sistem NATO üyesi olmayan Kıbrıs Rum Kesimi'ne Türk uçaklarına karşı savunma için satılmıştı. Türk diplomatik müdahalesi ve çatışma tehdidi sonrasında sistem Yunanistan'a taşındı. Amerikan, Yunan ve İsrail uçakları Girit'teki sisteme karşı eğitim uçuşları yapıyor olsa da, bu sistemin bugün ne şekilde işlediği net olarak belli değil. Bu S-300'ün satışı yapılırken bir NATO ülkesinde konuşlandırılması düşünülmediği ve sadece Türkiye'yi memnun etmek için Yunanistan'a taşındığı halde, Türkiye Yunanistan'ı bir emsal olarak gösteriyor. Yunanistan, hava savunma ihtiyaçları için ABD yapımı Patriot sistemi de satın aldı.

tercumeodasi.org




Son Çeviriler