İran'daki protestolar üzerine - The National Interest

"İşsizlik ve ekonomik durgunluk protestocu İranlıların asıl önemsedikleri konular."

Protestolar sonrası hükümete destek için düzenlenen yürüyüşten.


P. R. Pillar / The National Interest (ABD) / 02.01.2018

Herhangi bir ülkedeki toplumsal karışıklığın ne yönde ilerleyeceğini tahmin etmek doğal olarak zordur. İran'daki mevcut protesto gösterilerinin bazı nitelikleri, 2009'da yaşanan daha büyük çaplı protestolarla kıyasladığında bile, olayların nasıl bir seyir izleyeceğini daha da öngörülemez bir hale getiriyor. Önceki olaylar sırasında Yeşil Hareket'in yaptığı gibi fark edilebilir biçimde liderlik rolü üstlenen bir hareket dahi yok. 2009'daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimine eşdeğer bir olay veya tetikleyici yok. Birbirinden farklı siyasi unsurlar protestolara katılıyor. Görünüşe göre, Meşhed'deki ilk protesto gösterileri, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi güç duruma sokmak isteyen şahin kanadın işiydi ancak başka politik görüşlere sahip, ekonomik açıdan hoşnutsuz olan diğer vatandaşlar onlara katıldı. Atılan sloganlar da çok çeşitli.



Sloganların çeşitliliği, protestocuların gerçek niyetlerinin ne olduğuna dair varsayımlar yapılmaması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, bir tek protestocunun sloganı veya pankartının, protesto gösterilerinin ardındaki motivasyonu tanımladığı da düşünülmemeli. İran'la bir yüzleşmenin yaşanması için çabalayan Amerikalı yorumcular, ülke kaynaklarının dış maceralar için değil İran'a harcanması gerektiği temasının protestolarda dile getirildiğini göstermek için kendilerini paralıyorlar. Protestoların gerçekleştiği taşradaki İran şehirlerinde yaşayanlar çoğu, muhtemelen Suriye iç savaşı ya da Irak'ın kuzeyindeki güçler dengesi ile çok az ilgileniyor. İşsizlik ve ekonomik durgunluk asıl önemsedikleri konular.

Amerikalılar için bunu anlamak kolay olmalı çünkü ABD'de de ekonomik hoşnutsuzluk ile siyasi temalar arasındaki benzer dinamikleri yaşadık. Donald Trump, yabancıların ABD'yi suistimal ederek fayda sağlamalarına izin verildiği ve bunun ülke ekonomisine zarar verdiği şeklinde temalarla bir kampanya oluşturdu. Ancak, Trump'ın söylemine kulak veren ekonomik gerileme içindeki bölgelerin seçmenleri, ikili ticaret anlaşmalarının çok taraflı anlaşmalardan daha iyi olup olmadığını veya Avrupalıların NATO'nun masrafları için adil bir pay ödeyip ödemediğini gerçekten umursamıyordu. Yemen'i bombalayan Suudi uçaklarına ABD'nin yakıt ikmali yapması ise hiç umursanmıyordu.

İşsizlik ve ekonomik durgunluk asıl önemsedikleri konulardı ve eğer Trump bu seçmenlerin desteğini kaybederse bunun nedeni, kampanya sırasında söylediklerine zıt olarak, ülke dışında maceracılığı sona erdirmemesi hatta genişletmesi olmayacak. Desteği yitirmesinin nedeni, işsizliği ortadan kaldırmaması ve işçi sınıfı Amerikalılar için yaşam standartlarını iyileştirmemesi olacaktır. Bu dinamikler, bir işçi sınıfı protestosu olarak tanımlanabilecek İran'daki mevcut huzursuzluklar oldukça benzer.

Amerikalı yorumcular söylediklerinin ABD sınırları içinde kalmadığını, İranlıların da bunları duyduğunu akıllarından çıkarmamalı. Sözlerini rejimin yöneticileri de duyuyor ve her yönetim için geçerli olduğu gibi, yabancı bir hükümetin sizi devirmeye çalıştığı algısı, bu yabancı hükümetle herhangi bir iş yapmak veya sözlerine güvenmek için büyük bir engel. ABD'de söylenenleri protestocular ve İran'ın diğer vatandaşları da dinliyor. Onlara sempatimiz olsun olmasın, ABD'den gelen destek mesajları protesto gösterilerinin devam etmesini sağlayacak bir etken değil. Herhangi bir İranlı, bir ABD'li  lider kendisini teşvik etti diye protestocu olarak sokağa çıkmayacak, tutuklanmayı ya da daha da kötü sonuçları göze almayacak.

Çok daha muhtemel bir tehlike, İran muhalefetinin yabancıların kuklası olarak lekelenmesi. İran'daki herhangi bir politik hareket için, ABD'yi heyecanlandırdığı algısı o hareketin politik olarak ölümü demektir. Protestoların daha aktif bir şekilde teşvik edilmesini isteyen ABD'liler, "Ne dersek diyelim, ne yaparsak yapalım rejim her durumda protestolardan ABD'yi sorumlu tutacak." diyerek bu tehlikeyi umursamıyorlar. Elbette rejim bunu yapacak; böyle bir durumda neredeyse tüm rejimlerin yapacağı bir suçlamadır bu. Ama mesele bu değil. Önemli olan, yaptıkları ve söyledikleriyle ABD'nin bu suçlamayı, sokaktaki İranlıların ve genel olarak İran halkının gözünde inandırıcı hale getirip getirmemesi.

İranlıların veya herhangi bir başka halkın barışçıl protesto hakkını güçlü bir şekilde desteklemek ve buna yönelik herhangi bir güç kullanımını şiddetle kınamak elbette önemli. Bu yönde beyanlar ile İran rejiminin dış müdahale suçlamalarını inandırıcı kılacak bir duruş arasındaki çizgi kuşkusuz ince. Fakat böyle bir çizgi var ve Amerikalılar bu çizgiyi geçerek İran halkına iyilik yapmış olmuyorlar.

Son olarak, İran sokaklarındaki olaylar rejim değişikliğine yönelik ABD'deki umutların artmasına neden olurken, böyle bir umuda kapılanlar ne dilediklerine dikkat etmeli. Protesto gösterilerinde sertlik yanlılarının ne kadar ön planda olduklarını akılda tutmalılar. Ayrıca, protestoların sert bir şekilde bastırılması durumunda, ki hala olayların seyrine yönelik muhtemel senaryolardan biri, bunu takip edecek İran politikalarının ABD çıkarlarına en az şu an oldukları kadar ters olacağı ihtimalini de düşünmeliler. Başka bir deyişle değişim, daha kötüye bir değişim olabilir.

Tüm bunlar bir durup düşünmek için yeterli değilse, Irak'ta ABD tarafından hayata geçirilip İran İslam Cumhuriyeti'nin nüfuzunu artıran rejim değişikliğinden; hala bölünmüş ve kaotik bir haldeki Libya'dan alınmış yakın tarihli dersler var.

tercumeodasi.org



Son Çeviriler