170 yıl sonra Komünist Manifesto önemini hala koruyor - Xinhua

"Çin'in hızlı kalkınmasının sırrı, değişen zaman ve ihtiyaçlara ayak uydururken Marksizm'in rehberliğine sıkı sıkıya bağlı kalması."



Gu Zhenqiu / Xinhua / 23.02.2018


Komünist Manifesto, Şubat 1848'de ilk kez yayınlamasından 170 yıl sonra günümüzde hala kapitalizmin kusurlarını ve insanlığın gelişimini analiz etmede önemli bir araç olarak kabul edilmektedir.

Komünist Manifesto (asıl adıyla Komünist Parti Manifestosu), Alman filozoflar Karl Marks ve Friedrich Engels tarafından yazıldı. Manifesto, Komünist hareket için yol gösterici bir ilke oldu ve dünyayı derinden değiştirdi.

Komünist Manifesto, dünyanın en çok okunan politik belgesi oldu; "düşünce tarihinde muhteşem bir şafak" ve "komünistler için düşünsel bir yuva" olarak tanımlandı.

İlk kez Londra'da yayınlanan Almanca metin, Çincenin 23 lehçesi de dahil olmak üzere 200'ün üzerinde dile 1.000'den fazla lehçeye çevrildi.

Marksizm'in doğum yeri olan İngiltere'de, Marks ve Marksist düşünceye olan ilgideki artışa dair bir haber basında yer aldı.



İngiliz kitap satış zinciri Waterstones, Şubat 2015'te bir hafta içinde Manifesto'nun 30.000'den fazla kopyasını sattı.

Küresel finansal krizin patlak verdiği 2008'den beri Komünist Manifesto'nun satışları; Marx'ın ekonomi politik üzerine başyapıtı olan "Kapital" ve "Grundrisse" (Ekonomi Politiğin Eleştirisinin Taslağı) satışları gibi yükselişe geçti.

Bu kitapların satışları, İngiliz işçileri kredi borçları ve işsizlik riski ile karşı karşıyayken arttı. Kısacası, finansal kriz birçok Batılı seçmenin kapitalizme olan inancını zayıflattı, çünkü yetersiz şekilde düzenlenen piyasaların yarattığı tehlikeleri gözler önüne serdi.

4 Temmuz 2012'de İngiliz gazetesi Guardian'da yer alan bir makalede "Kapitalizmi ve özellikle de şu anda içinde bulunduğumuz gibi kapitalist krizleri analiz etmeye yönelik araçlar sağladığı için Marksizm'e karşı ilgide canlanma görülüyor." ifadeleri yer aldı.

Yeni Ekonomi Vakfı (NEF) Genel Sekreteri Marc Stears'ın Guardian'da yer alan ifadeleriyle, kapitalizmin güncel sorunu "devasa ölçekli, sorumsuz küresel banka ve şirketlerin hakimiyeti altında olması."

Gazete ekliyor: "Evet, kapitalizm bir yol ayrımında. Kapitalizmin acilen reforma ve modernleşmeye ihtiyacı var."

5 Eylül 2017 tarihli The Telegraph gazetesindeki makalede "İngiltere'deki kapitalizm çöktü ve acilen reforma ihtiyacı var, çünkü gençleri ekonomik açıdan ebeveynlerinden daha kötü durumda bırakıyor." denildi.

Eylül 2017'de Financial Times gazetesi, "ülkenin en zengin ve en yoksul bölgeleri arasındaki gelir farkının önemli ve istikrarı bozucu boyutlara geldiği bir dünyada yetişecek" çocuklara karşı İngiliz kapitalizminin "başarısız" olduğunu yazdı.

İlk bakışta, kapitalizm iyi durumda gibi görünüyor. Daha yakından incelendiğinde ise manzara endişe verici: Kapitalizm; sosyal hareketlilik ve en çok ihtiyaç duyanlara temel düzeyde refah sağlamada bile başarısız oluyor.

İngiltere iş hayatının önde gelenleri; yönetim açgözlülüğü, şirketlerin vergiden kaçınmaları ve yatırımcıların kısa vadeli bakış açıları nedeniyle kapitalist sistemin zarar gördüğünü dile getirdi.

İngiltere'deki pek çok kişi, kapitalist sistemin yıkıcı etkilerini; ücretlerde düşüşü, artan pahalılığını ve işini kaybetme riskini, kamu hizmetlerindeki kesintileri, ekonomik durgunluğu, üretimdeki düşüşü hissetti.

İngilizler, Haziran 2016'da "Brexit" adı ile bilinen referandumda Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullandılar. AB İngiliz hükümetine, bölgesel bloktan ayrılma planlarına "açıklık getirmek" için hızlı hareket etme çağrısı yaparken, İngiltere'deki AB'den ayrılma ve AB'de kalma yanlıları arasındaki tartışmalar hala devam ediyor.

İngiltere'deki mevcut siyasi manzara, insanların sosyalizme olumlu bakmalarına neden oluyor. İnternet tabanlı pazar araştırması ve veri analizi şirketi YouGov tarafından Şubat 2016'da yapılan bir araştırmada, sosyalizmi halkın yaklaşık %36'sının olumlu, %32'sinin olumsuz gördüğü tespit edildi.

İngiltere bu bakımdan tek değil. Daily Mail gazetesi 2 Kasım 2017'de yapılan yeni bir ankete göre, ABD'deki millennial kuşağın (1980-2000 yılları arasında doğanlar ç.n.) %40'tan fazlası sosyalist bir toplumda yaşamayı tercih ediyor.

Böyle bir zemine dayalı olarak İngiliz seçmenler, hükümetin demiryollarını ve kamu hizmetlerini yeniden kamulaştırarak ekonomi politikalarında daha sosyalist bir yaklaşım benimsemesini, azami ücret sınırı belirlemesini istiyor.

İngiliz seçmenlerin yaklaşık %83'ü suda özelleştirmeye karşı kamu mülkiyetini tercih ediyor, %77'si elektrik ve doğalgaz şirketlerinin yeniden kamulaştırılması ve %76'sı demiryollarının tekrar devlet kontrolü altına alınmasını istiyor.

21 Ocak'ta Guardian yer alan, dünyanın ilk sanayileşmiş ülkesi olan İngilitere'deki politik reformlarda daha sosyalist bir yaklaşım benimsenmesi çağrısının yapıldığı haber, söz konusu eğilimi doğruladı.

Komünist Manifesto'nun yayımlanmasından bu yana geçen 170 yıl boyunca dünya, kendi gelişim ve modernizasyon modelini benimsemiş Çin'in kendisini zayıf, az gelişmiş bir ülkeden müreffeh bir ülkeye dönüştürmesine şahit oldu.

Çin'in hızlı ilerlemesinin sırrı, değişen zaman ve ihtiyaçlara ayak uydururken Komünist Manifesto da dahil olmak üzere Marksizm'in rehberliğine sıkı sıkıya bağlı kalmasıdır.

Bunu yaparak Çin, modernleşme mücadelesi veren diğer gelişmekte olan ülkelere ve kapitalizmin kusurları nedeniyle sıkıntı içindeki gelişmiş ülkelere bir örnek sunuyor.

tercumeodasi.org




Son Çeviriler