Nükleer savaş riskini azaltmak için hükümetler arası diyalog çağrısı - EASLG

"Bu sadece Washington ile Moskova arasında bir mesele değil. Nükleer silah kontrol mekanizmalarının ortadan kalkması tüm dünya için nükleer riskleri önemli ölçüde artıracaktır."


Avrupa-Atlantik Güvenlik Liderliği Grubu (EASLG) / 16.02.2018

Des Browne, Wolfgang Ischinger, Igor Ivanov, Sam Nunn ve başında bulundukları organizasyonlar [sırasıyla Avrupa Liderlik Ağı (ELN), Münih Güvenlik Konferansı (MSC), Rusya Uluslararası İlişkililer Konseyi (RIAC) ve Nükleer Tehdit Girişimi (NTI)] bir dizi Avrupa-Atlantik devleti ve Avrupa Birliği'nden eski-mevcut yetkililer ve uzmanlarla, hayati ortak çıkarların söz konusu olduğu alanlarda güvenliği artırmak amacıyla fikir ve öneriler geliştirmek için çalışmaktadırlar. 

Bu amaçla kurulan Avrupa-Atlantik Güvenlik Liderliği Grubu (EASLG), Avrupa-Atlantik bölgesinin çeşitliliğini yansıtan bir şekilde Amerika, Kanada, Rusya ve on beş Avrupa ülkesinden katılımcıları ile bağımsız ve gayrı resmi bir girişim olarak faaliyet göstermektedir.


Nükleer riskleri azaltmak ve ortadan kaldırmak, tüm uluslar için hayati olan bir ortak çıkardır.

Bir kaza veya yanlış hesaplamadan kaynaklı kritik bir hatanın nükleer bir felaket için en olası katalizör olduğu yeni bir nükleer çağa girdik. Günümüz Avrupa-Atlantik bölgesinde bu riskler, NATO ve Rusya arasındaki gerginliklerin artmasıyla (askeri ve siyasi liderler arasında iletişim yetersizliğiyle) ve siber saldırı potansiyeli ile daha da artmaktadır. İnisiyatif yokluğunda, nükleer silah kullanımının daha muhtemel olduğu bir yola doğru kaymaya devam edeceğiz. Bu riskleri azaltmak üzere birlikte çalışmak hükümetlerin ortak bir sorumluluğudur.





İlk olarak, bölgedeki nükleer silaha sahip devletlerin liderleri, nükleer bir savaşın kazananı olmayacağı ve asla başlatılmaması gerektiği ilkesini güçlendirmelidir.

Soğuk Savaş'ın zirvesinde ABD ve Rusya'nın liderleri tarafından dile getirilen ve tüm Avrupa ülkeleri tarafından benimsenen bu ilke, Soğuk Savaş'ı sona erdirmek için oldukça önemliydi. Bugün bu ilke, nükleer felaketi önlemek için liderlerin birlikte çalışmakla yükümlü olduklarını hatırlatacaktır. Bu temel prensip üzerinde varılan anlaşma, nükleer silah kullanım riskini azaltmak için atılacak diğer adımların da temelini oluşturabilir.

İkinci olarak devletler, şeffaflığın ve öngörülebilirliğin sürdürülmesi için çok önemli olan mevcut anlaşmaları muhafaza etmek ve daha da genişletmek için çalışmalıdırlar.

Bu sadece Washington ile Moskova arasında bir mesele değil. Silah kontrol mekanizmalarının ortadan kalkması, tüm Avrupalılar ve dünya için nükleer riskleri önemli ölçüde artıracaktır. Bu yıl çok önemli olabilir. ABD ile Rusya arasındaki 1987 tarihli Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması'nı (INF) korumak ve tarafların bu anlaşmaya tam olarak uymalarında ısrarcı olmak  Avrupa-Atlantik bölgesindeki ülkelerin ortak çıkarınadır. Benzer şekilde, ABD-Rusya Yeni START Antlaşması'nın (2010) tam olarak uygulanması ve bu Antlaşmanın 2026'ya kadar uzatılması Avrupa-Atlantik bölgesindeki tüm ülkeler için kritiktir.

Üçüncü olarak, İran'la imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) tam olarak uygulanması ve bu anlaşmaya sıkı sıkıya bağlı kalınması tüm devletler tarafından desteklenmelidir.


JCPOA, Ortadoğu'da nükleer silahların yayılmasının önlenmesi için çok önemli bir temel oluşturuyor. Bu anlaşmanın sona erdiğini varsaymadan, başarısını artırmak için çalışmalıyız. Herhangi bir ülkenin JCPOA'nın ortadan kalkmasını hızlandırabilecek veya şartlarını ihlal edebilecek eylemleri, bölgedeki nükleer tehlikeleri artıracak ve dünya genelindeki nükleer tehlikelerle başa çıkma kabiliyetimize zarar verecektir.

tercumeodasi.org




Son Çeviriler