ABD'nin yeni ulusal güvenlik danışmanı dünya için tehdit - Foreign Policy

"John Bolton, Kuzey Kore ve İran'da rejim değişikliği istiyor ve bunun için ne gerekiyorsa yapacak."


C. Kahl, J. Wolfsthal / Foreign Policy / 23.03.2018 

Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı McMaster'ın yerine ABD'nin Birleşmiş Milletler eski Büyükelçisi (ve Fox News yorumcusu) John Bolton getirildi. Bu değişim, “Trump Şov”daki bir karakter rotasyonundan fazlası, ABD dış politikasına derin etkileri olabilecek bir gelişme. Bolton’un yükselişi ABD için bir değil iki savaş riskini yükseltiyor: Kuzey Kore ve İran.




McMaster güvercin değildi. Ancak Bolton, tamamen farklı bir kategori olan tehlikeli ultra-şahin grubuna girer. Bolton on beş yıl önce Irak Savaşı'nı destekledi ve bir kuşağın en yıkıcı dış politika kararının iyi bir fikir olduğuna inanmaya hala devam ediyor. Bolton’un Irak konusundaki tutumu bir aykırılık değildi; 2003 işgalinden kısa bir süre önce İsrail yetkililerine, Saddam Hüseyin'in düşürülmesinin ardından Suriye, İran ve Kuzey Kore meseleleriyle ilgilenilmesi gerektiğini söylediği basında yer aldı; o zamandan beri esasen bu duruşunu sürdürdü. Bolton için, savaşın çözüm olmadığı çok az uluslararası sorun var.

Kuzey Kore ile nükleer kriz kritik bir döneme girerken Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı olarak Bolton’u seçmesi, barışçıl bir çözüme ulaşma ihtimalini azaltıyor. McMaster gibi Bolton da Kim Jong-un'u irrasyonel ve caydırılamaz olarak görüyor. (Kuzey Kore'ye önleyici bir saldırı düzenlemeyi haklı göstermeye yönelik bir görüş.) Ancak McMaster diplomasi seçeneğini destekledi ve savaş tecrübesine sahip bir asker olarak savaşın maliyetini biliyordu. Öte yandan Bolton, tüm kariyerini Pyongyang ile diplomasiyi sabote ederek geçirdi ve olası bir askeri çatışmaya dünden razı gibi görünüyor.

***

McMaster 2015 İran nükleer anlaşmasını terk etmekten yana değildi; çünkü bunun Tahran'ı değil, Washington'u izole edeceğini ve İran'ı kontrol altında tutmayı zorlaştıracağını anlamıştı ancak Bolton böyle düşünmüyor.

Geçtiğimiz iki yıl içinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirdiğini gösteren dokuz rapor yayımladı. Yine de Bolton "nükleer anlaşmanın onları yavaşlattığını gösteren kanıtlar olmadığını” iddia ediyor. Bolton ayrıca, ortada somut bir kanıt olmaksızın, İran'ın Kuzey Kore'den nükleer silah satın almanın eşiğinde olduğu iddiasını tekrar tekrar dile getirdi.

***

Bolton’un Irak, Kuzey Kore, İran ve diğer konulara ilişkin görüşleri, genel bir düşünce modelini ortaya koyuyor: En kötü senaryoyu düşünme eğilimi, haydut devletlerle savaşlara meşruiyet sağlayacak şekilde istihbarat bilgilerini çarpıtmak, müttefikleri ve çok uluslu kuruluşları küçümseme, ABD askeri gücüne ve rejim değişikliklerinin yararları kör körüne bir inanç ve elde edilen sonucun, korkunç yollardan olsalar da bu uğurda yapılanlara meşruluk vereceğine düşünme eğilimi.

McMaster’ın gidişi ve Bolton’un atanması Trump’ın, etrafındaki “yetişkinler” tarafından sınırlandırılmasına karşı rahatsızlığı gösteren en son işaret. Başkan, içgüdüleriyle hareket etmeye gittikçe artan bir şekilde meyilli görünüyor ve etrafında kendisi gibi düşünen, istediklerinin gerçekleşmesini sağlayacak kişiler istiyor.

Ve Bolton atamasıyla Trump, en kötü içgüdülerini (Objektif gerçeklerle arasının olmaması, ABD’nin kabadayılık üzerinden "öncülük" ettiğine dair inancı, gerçek diplomasiyi küçümsemesi, askeri seçeneği daha değerli görme eğilimi, oldukça sorunlu bir çalışma ortamının ve dalga geçmenin iyi sonuçlar doğurduğuna olan inancını) besleyecek bir ulusal güvenlik danışmanı buldu. Hükümet işlerinde, yetkili kişi genellikle politikanın kendisi demektir ve Trump’ın son ataması muhtemelen ABD ve dünyayı daha az güvenli hale getiriyor.

tercumeodasi.org




Son Çeviriler