Türkiye'nin, Suriye'de kontrolü altına aldığı toprakları ilhak etmesi olası mı? - Carnegie

"Asıl mesele, ABD kuvvetlerinin bulunduğu Menbic ve Fırat'ın doğusunda neler olacağı."



Carnegie / 05.04.2018

Kemal Kirişci: (Brookings Institution / TÜSİAD)

Hiç sanmıyorum. Mustafa Kemal Atatürk'ün, baş diplomatı Numan Menemencioğlu'na komşu ülkelerin içişlerine karışmama ve kaybedilen toprakları geri almaya dönük askeri maceralardan uzak durma talimatlarını verdiği bilinir. Bu talimatlar, Türkiye'yi II. Dünya Savaşı'nın felaketlerinden uzak tutmuş ve 1990'da zamanın genelkurmay başkanı Necip Torumtay'ın, Turgut Özal'ın Irak'a müdahalede ABD'ye katılma isteğine tepki olarak istifa etmesinin altında yatan neden olmuştur. Türk ordusunu, Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle geleneksel nüfuzu büyük ölçüde ortadan kalkana kadar, Suriye'ye müdahale için baskı yapan politik üstlerine direnmeye iten nedenin benzer içgüdüler olduğu kabul edilmektedir.

O zamandan bu yana Türkiye'nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları, bir dizi kritik seçim öncesinde esas olarak iç politika hesaplarıyla yürütüldü. Bu seçimleri kazanmaya dönük kararlılık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı milliyetçi bir tutumu benimsemeye ve Suriye'de Kürtlerin isteklerinden, ABD'nin varlığından rahatsız olan milliyetçi aktörlerle bir koalisyon kurmaya yönlendiriyor. Mevcut politikanın üç hedefi var: PYD öncülüğündeki Suriyeli Kürtlerin, Türk sınırı boyunca uzanan bağımsız bir devlet veya özerk bir bölge kurmasını engellemek, yeni Suriye'yi ya da en azından bir köşesini istenilen biçimde şekillendirmek, 3,5 milyon Suriyeli mültecinin bir kısımının geri dönüşü için şartları hazırlayıp seçimler öncesinde kamuoyunda kendilerine karşı artan öfkeyi azaltmak.


Henri J. Barkey: (Lehigh Üniversitesi / CFR)

Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyini işgali daimi olmayacaktır. Ancak bu durum, Suriye iç savaşında bir çözüme doğru gerçek bir ilerleme kaydedilene kadar devam edecek ve Türkiye için oldukça maliyetli hale gelecek.

Suriye’nin kuzeyindeki Türk işgali iki aşamada gerçekleşti. İlkinde, Fırat Kalkanı operasyonunda Azaz, El-Bab ve Cerablus Türk kontrolünü geçti. Türk hükümeti, bölgenin idari kontrolünü doğrudan üstlendi ve Gaziantep'ten görevlendirilmiş yetkilileri atadı. Türkiye aynı şekilde, Afrin'in kontrolünü üstlenecek ve hem politik hem de ekonomik açıdan önemli bir yatırımı gösterir bir biçimde yetkililer atayacaktır.

Çok radikal ve disiplinsiz olduklarından dolayı, cihatçıların “Özgür Suriye Ordusu” adı altında Kürtlere karşı harekete geçirilmesi Türkiye için sorun yaratacaktır. YPG milislerinin ve nihayetinde Suriye rejimi ve İran destekli unsurların potansiyel direnişine ek olarak bu disiplinsiz grubu yönetmek, işgali oldukça maliyetli hale getirecektir.

Sınırları değiştirmenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için karşı konulmaz bir cazibesi var. Bölgeye idari yetkililer atamak, bir deneme çalışması olarak görülebilir. Ancak sonunda, siyasi ve askeri yük Türklerin bu yönde devam etmesini engelleyecektir.

Marc Pierini: (Carnegie Europe)

Osmanlı dönemine zaman zaman atıfta bulunulmasına rağmen, Türkiye'nin şimdi kontrol ettiği Afrin ve Cerablus bölgelerini ilhak edeceğini düşünmek pek mümkün değil. Ankara, öncelikle YPG hakimiyetine son vermeyi, ikinci olarak yerel yapıların Ankara'nın politikaları ile uyumlu olmalarını sağlamayı amaçlıyor gibi görünüyor. Moskova için uygun olduğu sürece, bu tür faaliyetler nispeten sorunsuz bir şekilde ilerleyecektir.

Asıl mesele, ABD kuvvetlerinin bulunduğu Menbic ve Fırat'ın doğusunda neler olacağı. Belirsizlik had safhada. Ankara’nın sert ifadeleri iç siyaset nedeniyle artıyor. Washington, güçlendirilmiş askeri varlık ve toptan bir geri çekilme arasında bocalıyor. Moskova, Eylül 2015'ten bu yana Suriye'nin Kürtlerine siyasi güvenceler veriyor. Ve bazı Avrupa Birliği ülkeleri (Fransa bunlardan biri) Suriyeli Kürt kimliğini korumakta kararlı. İşler karışık.

tercumeodasi.org

Blogger tarafından desteklenmektedir.