Hazar Kağanlığı üzerine çalışmalar - Kudüs Uluslararası Hazar Sempozyumu

"Hazarlar, anlaşılması zor ve bazen esrarengiz bir konu olarak kalmaya devam ediyor. Yüzyıldan fazla bir süredir araştırmalar yapılıyor olsa da, hala yapılacak çok şey var."

Peter B. Golden (Türkolog, Rutgers Üniversitesi-ABD) / Kudüs Uluslararası Hazar Sempozyumu 



Tarihçi ve coğrafyacı İbnü’l-Belhî'nin 12. yüzyılda Selçuklu hükümdarının emriyle yazdığı Fârsnâme’sinde Sasanî Şahı Nûşirevân'ın (531-759), tahtının sağına, soluna ve arkasına koydurduğu üç altın tahttan bahsedilir. Bu üç taht Çin, Bizans ve Hazar hükümdarları için özel olarak yaptırılmıştı. Sürekli olarak hazır bulundurulan bu tahtlara başkası oturamazdı.¹ Her ne kadar bu geç kaynağın hikayeyi çarpıttığı ve üçüncü tahtın Batı Türk [Göktürk] Kağanı için ayrıldığı ileri sürülebilirse de, (Nûşirevân, Türk Kağanının kızı ile evliydi.²) bunun çok önemi yok. Sunumun devamında göreceğimiz gibi Hazar hanedanı ile Batı Türklerinin hanedan aile arasında akrabalık ilişkisi olması oldukça muhtemel. Daha da önemlisi, anakronik olsun veya olmasın, Hazar Kağanının Avrasya'nın süper güçleri arasında sayılacak kadar değerli görülmüş olmasıdır.

Sınırları batıda Dinyeper bölgesi, kuzeyde Orta Volga, doğuda Harezm'e kadar Aşağı Volga stepleri ve güneyde Kırım-Kuzey Kafkasya olan devasa bir ülke olan Hazar Kağanlığı, yaklaşık 300 yıllık varlığıyla en uzun ömürlü step imparatorluklarından biriydi (~ 650- ~969).³ Hazar Kağanlığı Türk, Fars, Fin-Ugor, Slav, Kafkas ve Yahudi topluluklarını içeren, etnik çeşitliliğe sahip bir nüfusa sahipti. Ekonomik alanda Hazar nüfusu içinde göçebeler, yarı göçebeler, çiftçiler ile bağcılık, balıkçılık, avcılık ve toplayıcılık ile uğraşanlar bulunuyordu. Hem yerli hem de göçmen tüccar ve zanaatkârdan oluşan önemli bir kentsel nüfusa da sahipti. Yargı sistemi, Osmanlı İmparatorluğu'nun millet sisteminin öncüsü sayılabilecek bir şekilde, Yahudi, Müslüman, Hıristiyan ve paganların kendi hukuklarını uygulamalarına imkan sağlıyordu. Hazar ülkesi, dini hoşgörü açısından kıskanılacak bir üne sahipti. Bu durum, ilk Türk göçebe devletleri çoğu için tipik bir özellik. Kağanlık, bu emperyal yapının üzerinde durduğu temel olan, büyük bir askeri güce sahipti. Kağanın 7000–10,000 süvariden oluşan profesyonel bir kişisel ordusu vardı.

Hazar Kağanlığı dönemin süper güçlerinden biriydi ve Rusların⁴, Macarların, Kafkasların tarihinde önemli bir rol oynadı. (Hazarların Rus tarihindeki rolünün boyunları üzerine hararetli tartışmalar sürmektedir.⁵) Kağanlık, genişlemekte olan Emevi Halifeliği'nin, Volga ve Karadeniz steplerine girişini durdurdu. Abbasi Halifeliği'nin önemli ticaret ortaklarından biri haline gelmesiyle 9. yüzyıl Bağdat'ındaki olağanüstü gelişimde payı olan, hem doğu-batı hem de kuzey-güney uluslararası ticaretinde önde gelen bir oyuncuydu. Komşularıyla ticaret yapan ve onları vergiye bağlayan Hazar Kağanlığı, 551–907 döneminin “ticaret-vergi imparatorluklarından” biri olarak sınıflandırılabilir. Hazarların ataları olan Türk [Göktürk] ve çağdaşları Uygur, Tibet ve Kitan devletleri de bu kategoride yer alıyor.⁶ (Tibet hariç, bu devletlerin tümü Türk İmparatorluğu'ndan türemiştir.) Doğu Avrupa'nın ve Abbasi Halifeliği'nin ekonomik tarihi Hazarlara atıfta bulunulmaksızın tam olarak anlaşılamaz. Hazar kökenli ya da Hazar üzerinden gelen gulâmlar, Abbasi siyasetinde etkili oldular.⁷ Gulâm komutanlarının en güçlülerinden biri olan “Büyük Boğa” (Boğa el-Kebîr), dokuzuncu yüzyılın ortalarında Kafkaslarda etkindi ve bir noktada “akraba olduğu Hazarlarla birlikte dîvânı ele geçireceğinden” şüphelenildi.⁸

Hazar nüfusunun önemli bir kısmının Yahudiliğe geçişi ve modern Doğu Avrupa Yahudi topluluklarının şekillenmesinde Hazar Yahudilerinin (kuşkusuz bir çok kökenden gelen) rolü son derece tartışmalı konulardır. Özellikle ikincisi, Arthur Koestler ya da Boris Altschüler'in Hazar mirası ve etkisine dair radikal iddialarında görüldüğü gibi, “popüler” ve tartışmalı çalışmalara yol açmıştır.⁹ Kazakistan kendi tarihini araştırmaya yönelik girişimlerde bulunurken Hazarlar Kazakistan halkının kökenine dair tartışmalarda gündeme getirildi.¹⁰ Avrasya ve Yakın Doğu'daki çağdaşlarının Hazarlara verdiği önem orta çağ kaynaklarında açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen, büyümekte olan Dünya Tarihi çalışmaları alanında neredeyse hiç dikkate alınmamaktadır.¹¹ Orta Asya ya da stepleri konu alan bazı eserlerde de kayda değer bir şekilde ilgi görmüyorlar.¹² Yakın zamanda hazırlanan, UNESCO tarafından desteklenen Orta Asya Medeniyetleri Tarihi çalışması, Hindistan'ın (Güney Asya) Orta Asya'ya kültürel etkisi (çoğu zaman aracılar vasıtasıyla) üzerine söyleyecek çok şey bulurken, Orta Asya steplerinin Batı Avrasya uzantısını büyük ölçüde göz ardı ediyor ve Hazarlara sadece birkaç yerde atıf yapıyor.¹³ Yaklaşık elli yıl önce, Grousset'in hayranlık uyandıran çalışması L’Empire des Steppes’de üç sayfadan biraz daha fazlasını Hazarlara ayırmıştı.¹⁴ Cambridge Erken İç Asya Tarihi gibi bazı yeni çalışmalarda Hazarlara daha kapsamlı ve hak ettikleri gibi geniş yer verildi.¹⁵ Cambridge Erken İç Asya Tarihi gibi bazı yeni çalışmalarda Hazarlara daha kapsamlı ve hak ettikleri şekilde yer verildi. Fakat çoğu zaman Hazarlar, diğer çalışmaların, özellikle de Rus ve Macar devletlerinin kökenlerine yönelik olanların, “üvey çocukları” olmuşlardır; kısaca onlardan bahsedilir ancak öncelikli olarak dikkate alınmazlar.

***

Yine de, Hazar çalışmalarında çok yol katedildi; bulmacanın parçaları daha net hale geldi. Bundan sonra yapılması gerekenler neler? Hazarlara ilgili metinlerin tamamının bir araya getirilmesi kesinlikle en önemli ihtiyaçlardan biri. Diğer Kuzey Kafkas tarihçelerinin yanı sıra Derbend-Nâme gibi kilit önemdeki metinlerin, orijinal dilleriyle beraber yeni basımları yararlı olacaktır.¹⁶ Çin kaynakları yakın tarihte ciddi bir şekilde ele alınmaya başlandı. Tang hanedanı ile doğrudan ilişkilere sahip olan Harzemşahlarla bağlantılı olarak, Hazarlara bir dizi dağınık referans mevcut.¹⁷ Bu atıflar arasında Hazar yiyecek ve içecekleriyle ilgili olanları da var. Elbette, arkeolojik verilerin yayınlanması, Hazar bölgelerinde yeni kazıların yapılması ile birlikte en önemli görevler arasında. Hazarlar, anlaşılması zor ve bazen esrarengiz bir konu olarak kalmaya devam ediyor. Yüzyıldan fazla bir süredir araştırmalar yapılıyor olsa da, hala yapılacak çok şey var.

tercumeodasi.org





¹İbnü’l-Belhî, Fârsnâme, Ed. G. LeStrange, R.A. Nicholson (Londra, 1921), s. 97;
A. Christensen, L’Iran sous les Sassanides (2. Baskı Kopenhag, 1944, Yeniden basım: Osnabrück, 1971), s. 411-412;
I. Julianovič Kračkovskij, Arabskaja geografičeskaja literatura in his Izbrannye sočinenija (Moskova-Leningrad, 1955-1960), IV, s. 322-323.

²El-Mesûdî, Murûc ez-Zeheb ve Ma'âdin el-Cevâhir, Ed. Ch. Pellat (Beirut, 1966–1979), s. 307.

³I.G. Konovalova, Drevnejšie gosudarstva Vostočnoj Evropy 2001 (Moskova, 2003), s. 171-190. 

⁴Kurumsal etkiler açısından bakınız: O. Pritsak, “The System of Government Under Volodimer the Great and His Foreign Policy” Harvard Ukrainian Studies, XIX (1990), s. 573–593.
 P. B. Golden, “Nomads in the Sedentary World: The Case of the Pre-Činggisid Rus’ and Georgia” Nomads in the Sedentary World. Ed. A.M. Khazanov, A. Wink (Richmond, 2001), s. 24–75.
 P. B. Golden, “Ascent by Scales: The System of Succession in Kievan Rus’ in a Eurasian Context”. States, Societies, Cultures. East and West. Essays in Honor of Jaroslaw Pelenski. Ed. J. Duzinkiewiecz (New York, 2004), s. 229–258

⁵V. Shnirelman, The Myth of the Khazars and Intellectual Antisemitism in Russia, 1970s–1990s (Kudüs, 2002);
 M. Kizilov and D. Mikhaylova, “The Khazar Kaganate and the Khazars in European Nationalist Ideologies and Scholarship” Archivum Eurasiae Medii Aevi 14 (2005), s. 31–53
 É.D. Vaščenko, “Xazarskaja problema” v otečestvennoj istoriografii XVIII–XX vv. (St. Petersburg, 2006).

⁶N. Di Cosmo, “State Formation and Periodization in Inner Asian History” Journal of World History, 10/1 (Bahar, 1999), s. 30–32.

⁷P. B. Golden, “Khazar Turkic Ġulâms in Caliphal Service” Journal Asiatique 292/ 1–2 (2004), s. 279–309.

⁸Taberî (839 - 923), Ta’rîh al-Tabarî, Ed. M.A. Ibrâhîm (Kahire, 1962–1967), IX, s. 192–193
Fakat Müneccimbaşı Ahmed Dede, (1631-1702) Büyük Boğa’nın Hazarlar ve Alanlara karşı savaştığını yazıyor. (Bkz. V.F. Minorsky, A History of Sharvân and Darband (Cambridge, 1958), s. 25)
Büyük Boğa’yı “akrabaları” Hazarlarla ilişkilendiren daha kapsamlı kayıtlar için: Gürcüce eski tarih derlemesi K’art’lis C’xovreba Ed. S. Qauxč’išvili (Tiflis, 1955), I, s. 256–257

⁹A. Koestler, Onüçüncü Kabile. Hazar İmparatorluğu ve Mirası (Londra, 1976)
 B. Al’tšuler (Altschüler), Poslednjaja tajna Rossii, Çevirenler: S. Markin, S. Bulanin (Moskova, 1996) Eserin gözden geçirilmiş ve genişletilmiş hali daha önce Geheimbericht aus der Grossen Steppe. Die Wahrheit über das Reich der Russen adıyla Almanca yayınlandı. (Saarbrücken, 1994) 
 K. A. Brook, The Jews of Khazaria (Northvale, NJ, 1999)

¹⁰B. B. Irmuxanov, Kazaxstan: istoriko-publicističeskij vzgljad (Almatı, 1996), s. 35–73
   B. B. Irmuxanov, Xazary i Kazaxi (Almatı, 2003)
   P. B. Golden, “The Khazars and the Kazakhs: New Perspectives” Archivum Eurasiae Medii Aevi 14 (2005), s. 281–298. (Xazary i Kazaxi kitabının incelemesi)

¹¹“Dünya Tarihi”nin öncülerinden biri olan William McNeill, Dünya Tarihi (New York-Londra-Toronto, 1967) kitabında Hazarları neredeyse yok sayıyor ve Batı'nın Yükselişi (Şikago, 1963) eserinde onlara sadece dağınık atıflar yapıyor. (s. 420, 443, 447, 448, 477, 479, 650, 782.) Ancak, McNeill Hazarları, doğru bir şekilde, Bizans ve Halifelik ile ilişkileri bağlamında ele alıyor ve onların Yahudiliği benimsemesini, “daha büyük olan bu komşuların etkisi altına girmeye karşı direnmenin” bir aracı olarak değerlendiriyor. (s. 479)

¹²G. Hambly (Ed.), Central Asia (New York, 1966); L. Kwanten, Imperial Nomads. A History of Central Asia 500–1500 (Philadelphia, 1979) ve S.A.M. Adshead, Central Asia in World History (New York, 1993) eserlerinde Hazarlardan hiç bahsedilmiyor.
  J.-P. Roux, Histoire des Turcs (Paris, 1984) kitabında Hazarlardan çok kısa bahsediyor (s. 78–82) ancak L’ Asie centrale (Paris, 1991) eserinde Hazarlara sadece dağınık atıflar yapıyor. (s. 39, 219, 239, 252, 270)

¹³B. Litvinsky ve ark. (Ed.), History of Civilizations of Central Asia, vol. III, The Crossroads of Civilizations A.D. 250 to 750 (Paris, 1996), s. 430, 473
  M. S. Asimov, C.E. Bosworth (Ed.), History of Civilizations of Central Asia, vol. IV/1, The Age of Achievement: A.D. 750 to the end of the fifteenth century (Paris, 1998), s. 63, 68, 85, 145, 368.

¹⁴R. Grousset, L’ empire des steppes (Paris, 1939, yeniden basım: 1960), s. 235–238.

¹⁵D. Sinor (Ed.), The Cambridge History of Early Inner Asia eserinde P.B. Golden, The Peoples of the south Russian steppes” (Cambridge, 1990), s. 263–270
  D. Christian, A History of Russia, Central Asia and Mongolia, I (Oxford, 1998), özellikle s. 282–298.

¹⁶A.R. Šixsaidov'un çalışmaları bu yönde çok yararlı bir adım. “Dagestanaskaja istoričeskaja xronika ‘Tarix Dağıstan’ Muxammada Rafi (k voprosu ob izučenii)” Pis’mennye pamjatniki Vostoka, 1972 (Moskova, 1972);
 “Dagestanskie istoričeskie sočinenija” Istočnikovedenie i tekstologija srednevekovogo Bližnego i Srednego Vostoka (Moskova, 1984);
  A.R. Šixsaidov, T.M. Ajtberov, G.M.-R. Orazaev, Dagestanskie istoričeskie sočinenija (Moskova, 1993)

 ¹⁷Shun Shirota, “The Chinese Chroniclers of the Khazars: Notes on Khazaria in Tang Period Texts” Archivum Eurasiae Medii Aevi 14 (2005);
   Lin Yang, “Some Chinese Sources on the Khazars and Khwarazm” Archivum Eurasiae Medii Aevi 11 (2000–2001)

Blogger tarafından desteklenmektedir.