Doğalgaz üssü olmayı hedefleyen Türkiye - WOTR

"Türkiye Avrupa için bir doğalgaz üssüne dönüşebilir ve böylece hem Avrupa hem de Asya için daha önemli bir oyuncu haline gelebilir."

AA
A. Mikulska, M. Sienkiewicz / War On The Rocks / 08.08.2018


Avrupa'da Kuzey Akım 2 doğalgaz boru hattı üzerine yoğun tartışmalar devam ederken, Türkiye'de Avrupa'nın gaz tedariğini ve Karadeniz bölgesinde enerji güvenliğini önemli ölçüde etkileyebilecek doğalgaz yatırımları devam ediyor. Bu yeni doğalgaz koridorlarının potansiyel öneminin farkında olan Türkiye, Avrupa'ya ve Türkiye'nin ana doğalgaz tedarikçisi olan Rusya'nın yanında (veya Rusya'nın zararına olacak şekilde) önemli bir oyuncu haline getirmeyi planlıyor. Ancak gaz tedariğini çeşitlendirecek bu projelerin, Türkiye için kesin bir zafer mi yoksa Avrupa enerji güvenliği için bir kazanım olacağını bekleyip göreceğiz. Türkiye'nin Rusya etkisinden ne ölçü de bağımsız olduğu ve Rusya, Azerbaycan ve potansiyel olarak Hazar bölgesindeki diğer tedarikçilerinden Avrupa'ya taşıyacağı doğalgazın dağıtımında piyasa kurallarını takip edip etmemesi belirleyici olacak.

Jeolojik dezavantajlara karşı coğrafi konum avantajı

Türkiye tükettiği doğalgazın sadece yüzde 0.8'ini kendisi üretiyor ve gaz depolama imkanı sağlayan tuz mağaraları gibi jeolojik oluşumlardan yoksun olduğundan arzdaki olası kesintilerin ve ani fiyat artışlarının etkisine açık. Öte yandan, Türkiye'nin coğrafi konumu, iyi bir şekilde kullanılırsa, jeolojik dezavantajlarını giderebilir; tek bir doğalgaz tedarikçisine bağımlılığı azaltabilir, Türkiye'yi Avrupa için bir doğalgaz üssüne dönüştürebilir ve ülkeyi hem Avrupa hem de Asya'da daha önemli bir ekonomik ve jeopolitik güç haline getirebilir.

Türkiye'nin stratejisi

Doğalgaz zengini Asya ile doğalgaz fakiri Avrupa'nın arasında bulunan Türkiye'de karar alıcılar, ülkelerinin bölgede oynayabileceği rolün farkında. Halihazırda Rusya, İran ve Azerbaycan doğalgazını taşıyan boru hatlarına sahip olan Türkiye, TürkAkım ve Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) başta olmak üzere yeni doğalgaz taşıma projelerine girişti. Sözü geçen iki projenin de inşasına başlandı.

Türkiye aynı zamanda likit doğalgazın (LNG) potansiyelini erken farkeden ülkeler arasında. Ülkenin iki LNG ithalat terminali var. BOTAŞ Marmara Ereğlisi LNG Terminali 1994, EgeGaz Aliağa LNG Terminali 2006 yılından bu yana faaliyette. Türkiye, hızla büyüyen ve küreselleşen LNG pazarından yararlanmak için, Şubat 2018'de faaliyete açılan dünyanın en büyük yüzer LNG tesisi de dahil, çeşitli yatırımlar yaptı. Bu yatırımlar Türkiye'ye, gaz tedariğinde esneklik, ithalatta kapasitesinde artış ve depolama imkanı sağlıyor.

Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan, İsrail, Kıbrıs, ABD, Norveç veya Katar'dan yeni doğalgaz kaynakları getirmek, Türkiye'nin tek bir tedarikçiye (mevcut durumda Türkiye'nin en büyük doğalgaz tedarikçisi olan Rusya'ya) olan bağımlılığını azaltıyor.

Ancak Türkiye sadece kaynak çeşitlendirme peşinde değil. Ülkenin yeni altyapısının kapasitesi, Türkiye'nin mevcut ve öngörülen doğalgaz talebinin üzerinde. Türkiye'nin 2005 yılında 27 milyar metreküp olan doğalgaz talebinin 2017 yılında neredeyse iki kat artarak 53,5 milyar metreküpe ulaşması göz önünde bulundurduğunda bile altyapı kapasitesindeki artış Türkiye'nin ihtiyacından fazla. Türkiye, ekonomisinin ithal doğalgaza bağımlılığını azaltmak için talebi düşürmeye yönelik girişimlerde de bulunuyor, kömür ve rüzgar enerjisine odaklanıyor.

Bu girişimlerde, önemli seviyelerdeki mevsimselliği azaltma ve enerji güvenliğini sağlama hedefleri kısmi rol oynasa da, kapasite fazlası yaratan bir enerji stratejisi benimsemesi, Türkiye'nin enerji alanındaki planlarında dışa dönük bir odaklanma olduğuna işaret ediyor. Yüksek seviyede çeşitliliğe sahip bir tedarik havuzundan gelen doğalgazla Türkiye, bir doğalgaz üssü haline gelerek Avrupa'da ve özellikle AB enerji altyapısının büyük ölçüde dışında kalmış, Rusya'ya enerji bağımlılığı olan Güneydoğu Avrupa'da doğalgaz pazarına hakim olmayı umuyor.

Türkiye, birçok tedarikçinin doğalgazını Güneydoğu ve Güney Avrupa'ya toprakları üzerinden gönderdiği bir enerji merkezi haline gelirse transit ücretler ve iç tüketim için daha ucuz doğalgaz potansiyeli gibi ekonomik faydalar elde etmenin yanı sıra Rusya ve AB'ye karşı bölgedeki jeopolitik ağırlığını artırabilir.

Rusya ve AB ile ilişkiler

Türkiye üzerinden Avrupa'ya doğalgaz ulaştırılması konusunda Rusya'nın eli pazarlık için daha zayıf. Rusya, Avrupa'daki pazar payını korumaya ve özellikle Ukrayna'yı devreden çıkarmak için doğalgaz dağıtım yollarını çeşitlendirmeye çabalıyor. Güney Akım projesinin çökmesinden ve Kuzey Akım 2 konusundaki mevcut sorunlardan sonra Türk Akım, Rusya'nın bu stratejisinin önemli bir parçası haline geldi. Rusya, iki ülke arasındaki ilişkilerin krize girdiği dönemde bile, 2015 yılında Rus jetinin düşürülmesine tepki olarak Türk Akım projesini iptal etmeyi reddetti. Rusya, aynı zamanda, Türkiye'nin kendi tükettiği doğalgazda indirimler yapıyor. Geçtiğimiz günlerde, 2015 ve 2016 yıllarında Türkiye'ye satılan gazın fiyatının geriye dönük olarak indirilmesinin kabul edildiği bir anlaşma imzalandı.

Türkiye'nin doğalgaz üssü olma hedefi, ülkenin AB ile olan sorunlu ilişkilerini onarmaya da yardımcı olabilir. Ülkenin AB'ye üye olması muhtemel görünmezken, bir enerji üssü haline gelmesi, Ankara'nın Avrupa'ya bağlanması için alternatif bir yol sunabilir ve Karadeniz havzasında AB'nin ticaret ve enerji ortağı olarak önemli bir rol oynayabilir. Türkiye'den geçecek gazın muhtemelen Yunanistan'a ulaştırılacağı düşünülürse, doğalgaz Kıbrıs sorununun çözümüne bile katkı sunabilir.

Başarının koşulları

Ancak, Türkiye'nin bir enerji merkezi haline gelme çabasının başarısı (ve bunun Türkiye ve AB'ye ne ölçüde fayda sağlayacağı) birden çok etkene bağlı. İlk olarak, Ankara ve Moskova arasındaki ilişkilerin geleceği belirsiz. Rusya'nın, doğalgazı havuç-sopa politikası yürütmek için kullandığı iyi biliniyor. Ayrıca, ucuz Rus gazı, hızlı bir şekilde ve yakın fiyatla ikame edilemez durumda kalırsa Türkiye için bir sorun haline gelebilir.

İkinci olarak, eğer Rus-Türk uzlaşması çok iyi gider ve iki ülkenin jeopolitik hedeflerinde uyum sağlanırsa, Güneydoğu Avrupa, özellikle de Türk Akım'a bir alternatif olmaması durumunda, daha da güçlü bir jeopolitik baskıya maruz kalabilir. Bu olasılık, Güney Avrupa ülkeleri, doğalgaz tedariğini çeşitlendirecek Yunanistan-Bulgaristan ve Yunanistan-İtalya boru hatları, Hırvatistan'da LNG terminali ya da Norveç'ten doğalgaz getirecek Kuzey Kapısı boru hattı projelerini gerçekleştiremedikleri takdirde özellikle bir endişe kaynağıdır. Devam etmekte olan Türk-Rus yakınlaşması düşünüldüğünde, Türk gazına bağımlı bir Güneydoğu Avrupa'nın durumu, bugünkü Rus gazına bağımlı halinden daha iyi olmayabilir.

Üçüncü olarak, Türkiye'nin coğrafi konumu, enerji merkezi olma hayalini gerçeğe dönüştürmek için tek başına yeterli değil. Türkiye'nin yeteri kadar doğalgaza sahip olacağı henüz kesin değil, çünkü TANAP üzerinden gaz akışlarının miktarı konusunda bir netlik yok. İran veya Türkmenistan'dan gaz transferinin güvenliği veya Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorunu da dahil olmak üzere doğalgaz dağıtımını aksatabilecek etkenler var. Aynı zamanda, TANAP aracılığıyla Türkiye'den gelecek gazı Avrupa içlerine taşıması planlanan Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) konusunda da bazı belirsizlikler söz konusu. Yakın zaman önce İtalyan hükümeti, TAP boru hattının ülke topraklarını geçmesine izin verilip verilmeyeceğini yeniden gözden geçireceğini açıkladı. İtalyan hükümeti, boru hattına desteğini yenilemiş olsa da, endişelerini dile getirmeyi sürdüren bir muhalefetle karşı karşıya. Hatta, Türk Akım'a aktarılacak Rus doğalgazının miktarında da soru işareti var. Şu an, Türk Akımı'na gaz taşıyacak başlangıçta planlanan dört hattan sadece ikisi inşa ediliyor.

Ek olarak, bir enerji merkezi için önemli bir ön koşul, serbest gaz ticaretine izin veren serbest piyasadır. Türkiye'nin enerji borsası olan Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi'nin (EPİAŞ),  doğalgaz e-ticaret platrormunu test etmeye başlamış olması ümit verici. Ancak, her şey dikkate alındığında, Türkiye iyi işleyen bir enerji üssünü destekleyecek yeterince serbest bir piyasadan yoksun. Türkiye, doğalgaz piyasasını destekleme amaçlı yasaları yürürlüğe koyarken, devlete ait BOTAŞ, Türkiye pazarına hakim olmaya devam ediyor.

Türkiye'nin önemi artıyor

Türkiye, hem Asya'daki doğalgaz tedarikçileri hem de Avrupalı müşteriler karşısında önemli bir oyuncu olabilmek için doğru olan her şeyi yapıyor. Türkiye, en azından şimdilik, Avrupa'nın en büyük ve en güçlü doğalgaz tedarikçisi Rusya açısından da önemli bir oyuncu. Türkiye, doğalgaz tedariğinde çeşitliliği sağlayarak daha ucuz doğalgaz elde etmeye, iç tüketimi sınırlayarak ihracat için daha çok gaz ayırmaya ve yeni tedarik yöntemleri ile depolama tesisleri inşa etmeye yöneldiği için başarılı bir şekilde ilerliyor.

Bu politikalar sayesinde, Türkiye Avrupa enerji güvenliğinin önemli bir oyuncusu haline geliyor. Özellikle, TANAP aracılığıyla yapılacak gaz sevkiyatı, Rus gazına bağımlı olan Güneydoğu Avrupa'da kaynak çeşitliliği sağlamaya yardımcı olacaktır. Fakat Türkiye'nin, doğalgazı Avrupa'ya karşı bir politik araç olarak kullanması söz konusu olursa, Rusya ile kurduğu yakın ilişki risk oluşturabilir. Bu nedenle Avrupa, Güney ve Güneydoğu bölgeleri için Türkiye ve ötesinde pazar bağlantıları kurmaya odaklanmalıdır.

tercumeodasi.org

Blogger tarafından desteklenmektedir.