&&&

Yüzyılda bir olacak bir salgınla başa çıkmak - Quillette





Claire Lehmann / Quillette / 03.03.2020


2015 yılında Bill Gates, New England Tıp Dergisi'nde bir yazı yayınlayarak önümüzdeki 20 yıl içinde küresel bir pandemi görülebileceğini söyledi. Gine, Sierra Leone ve Liberya'daki Ebola salgını sonrasında yazıyordu ve Ebola'yı kontrol altına alınmış olsa da, daha yüksek bulaşma oranına sahip bir hastalıkla başa çıkmak için dünya genelinde yeterli hazırlığın olmadığını ifade etti. “Dünyada 10 milyondan fazla insanı öldürebilecek olaylar arasında gerçekleşmesi en olası olan, doğal nedenlerden ya da biyoterörizmden kaynaklanan bir salgındır” diyordu.

Gates, salgınlarla karşı yapılması gereken hazırlığı başka bir küresel tehdit olan savaş ihtimaline karşı yapılan hazırlığa benzetiyordu:

NATO'nun, hızlı bir şekilde konuşlandırılmaya hazır bir mobil birimi var. Sistem mükemmel olmasa da NATO ülkeleri yakıt ve yiyeceklerin nasıl sağlanacağı, hangi dili konuşacakları ve hangi radyo frekanslarının kullanılacağı gibi lojistik çalışmaları yaptıkları ortak tatbikatlara katılıyor. Bir salgın ihtimaline karşı bu tip hazırlıklar büyük ölçüde mevcut değil. 
İki yıl sonra, İsviçre'deki küresel bir zirvede Gates, dünya liderlerini bir pandemiye karşı hazır olmadıkları konusunda uyardı ve bunun ülkelerin birlikte çalışmasını gerektiren küresel bir sorun olduğunu vurguladı: “Salgın hastalıklar sınırları tanımıyor. Dolayısıyla, ister insani açıdan ister kendi ulusal güvenliğiniz açısından bakın, bir salgına karşı önlemler yapılması gerekli yatırımlardır.”

2018'de Gates bir uyarı daha yaptı. İnsanların artık birkaç saat içinde dünyanın bir ucundan diğerine gidebildiğini belirterek, SARS'a benzer bir patojenin altı ay içinde 30 milyon insanı öldürebileceğini söyledi.

Şimdi yeni bir patojen ortaya çıktı. 2019 Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) ilk olarak 2019 yılının Aralık ayı sonlarında Çin'in Wuhan şehrinde tespit edildi. 2 Mart 2020 itibariyle 90.000'den fazla vaka doğrulandı ve Çin, Güney Kore, İtalya ve İran'daki ciddi boyutlardaki salgınlar başta olmak üzere 70 ülkeyi etkiledi. Çin'de 2.900'den fazla, diğer ülkelerde 175 kişi hayatını kaybetti.

Amerikan Tıp Derneği Dergisi'nde yayınlanan ve Çin anakarasında bildirilen 72.000 vakayı değerlendiren bir çalışma, virüsün yüzde iki ölüm oranına sahip olduğuna (kritik hastalarda yüzde 49'a yükselen) ve 1 ila 14 günlük bir kuluçka süresi olduğuna işaret ediyor. Hastaların yaklaşık dörtte birinin yoğun bakım gerektiren “ciddi” vakalar olduğu ve yaklaşık yüzde 10'unun solunum cihazına ihtiyaç duyar hale geldiği görülüyor. Yüksek ateş, kuru öksürük, yorgunluk, baş ağrısı, boğaz ağrısı, karın ağrısı ve ishal semptomlar arasında.

Virüs semptom göstermeyen kişilerden yayılabilir, halihazırda hasta olanların yanı sıra sağlıklı insanları da öldürebilir ve SARS veya MERS kadar ölümcül olmasa da daha bulaşıcıdır. Hastalığa karşı bir aşı mevcut değildir.

Hastalık dünyanın her köşesine yayılmış olsa da, Çin'deki yayılma hızı son günlerde düştü. Çin hükümetinden gelen rakamların doğru olup olmadığını bilmiyoruz ancak yayılma hızı gerçekten düşmüşse, bu, hükümetin salgını kontrol altına almak için uyguladığı hızlı stratejilerle sağlanmış olabilir.

Pekin Normal Üniversitesi'nden Huaiyu Tian tarafından yürütülen yeni bir araştırmada, salgın sonrasında Çin'in aldığı önlemlerin etkinliğini değerlendirildi. 296 kenti kapsayan analizler, henüz bir COVID-19 vakası görülmeden karantina önlemlerinin uygulandığı şehirlerin, tespit edilen ilk hastadan sonra harekete geçen şehirlere kıyasla yüzde 37 daha az vakaya sahip olduğuna işaret ediyor.

Bu önlemler nelerdi? Toplu taşımanın askıya alınması, eğlence mekanlarının kapatılması ve kitlesel organizasyonların yasaklanması.

Bu tür önlemlerin demokratik toplumlarda uygulanması pek olası değildir. 2015'teki yazısında Gates, gelecekteki salgınları durdurmanın liberal toplumlarda daha zor olacağını belirtti: “Demokratik ülkeler, bireylerin seyahat etme ve toplanma haklarını kısıtlamaktan kaçınmaya çalıştıklarından, hastalığın yayılmasına yardımcı olacak faaliyetleri sınırlamada çok yavaş kalabilirler.”

Demokratik ülkeleri etkileyen geçmiş salgınlar öğretici olabilir. Ekim 1918'in başlarında, İspanyol gribi Amerika Birleşik Devletleri'nin doğu kıyısını vurduğunda, St Louis sağlık komiseri Max Starkloff halkın toplu halde bulunduğu yerlerin; okulların, sinema salonlarının, barların kapatılması, spor etkinliklerinin iptal edilmesini emretti. Önlemler bazı vatandaşlar tarafından protesto edilirken, karantina devam etti. Bir ay sonra, pandemi ilerlerken, bankalar gibi birkaç istisna dışında tüm iş yerlerinin kapatılmasını emretti.

St Louis'de yoğun karantina önlemleri uygulanırken, Philadelphia'nın sağlık komiseri Wilmer Krusen, savaştaki orduya destek kapsamında bir geçit töreninin düzenlenmesine izin verdi. Geçit töreninden sonraki 72 saat içinde Philadelphia'nın 31 hastanesindeki tüm yataklar doldu ve 5 Ekim 1918'de biten haftanın sonunda Philadelphia'da 2.600 hasta hayatını kaybetti ve bu rakam bir hafta sonra neredeyse iki katına çıktı. Salgının sonunda, St Louis ABD'de kaydedilen en düşük ölüm oranına sahipken, Philadelphia'da morglar yetersiz kaldı ve “cansız bedenler kaldırımlara yığıldı.”

Varoluşsal bir kriz anında kararların eksik kanıtlara dayanarak verilmesi gerektiğini hatırlamakta fayda var. Çok erken uygulanan önlemler “panik yaratıcı” olarak kabul edilir ancak çok geç uygulandığında “ihmal” söz konusu olur. Bugünkü durum, 1918'deki İspanyol gribinin ortaya çıkışından farklı değil. Tarihçi Kenneth C. Davis, Savaştan Daha Ölümcül: İspanyol Gripinin Gizli Tarihi ve Birinci Dünya Savaşı (More Deadly Than War: The Hidden History of the Spanish Flu and the First World War) adlı kitabında şunları yazdı:

Krusen’in geçit törenine izin verme kararı iki korkuya dayanıyordu. Krusen, karantinanın genel bir paniğe neden olabileceğine inanıyordu. Gerçekten de, yetkililer toplu etkinlikleri yasakladıklarında, şüpheci Philadelphia Inquirer gazetesi kararı eleştirdi. 5 Ekim'de “Hastalık yerine neşeli şeylerden bahsedin” diye yazan Inquirer,  "Ne yapmaya çalışıyorlar, herkesi korkudan öldürmeye mi?” diye sordu.
Dünya Sağlık Örgütü, erken ve kararlı önlemlerin hayat kurtarmanın ve COVID-19'un yayılmasını durdurmanın anahtarı olduğunu belirtiyor. Endişe verici bir şekilde, biyoteknoloji şirketi ARCH Venture Partners'ın Genel Müdürü Robert Nelson, ABD'nin bazı kentlerinde çoktan geç kalınmış olabileceğini söyledi:

Paniği, marketlere akın ve okulların kapatılmasına öfkelenen ebeveynler olarak düşünen bu bürokratlar ve politikacılar, paniğin ne olduğunu acil serviste ilgilenebilecek kimse olmadığından hastalar hastanenin önünde hayatlarını kaybettiğinde öğrenebilirler. Umarım bu olmaz ve şansımız yaver gider, ancak tüm işaretler aksi yönü gösteriyor. Merkezi ve eyalet sağlık departmanları büyük bir hata yapıyor: Oluşacak panikten korkuyorlar, bu yüzden toplu etkinlikleri yasaklamıyor ve okulları kapatmıyorlar. Büyük bir asemptomatik yayılım olduğunu bildiğimiz halde, harekete geçmek için hala semptomatik vakaları bekliyorlar. Bu aptallık. Seattle gibi kentlerde bir salgının kontrol altına alınması muhtemelen imkansız olacaktır. Merkezi ve yerel düzeyde kararlı adımlar atmalıyız; bir an evvel okullar kapatılmalı ve büyük toplu etkinlikleri iptal edilmeli. Bunun bu kadar acil olmasının nedeni, sağlık sistemimizin söz konusu kritik ve akut bakım yükünü kaldırmasının mümkün olmamasıdır.
Harvard Tıp Fakültesi eski dekanı Jeffrey Flier, eyalet yönetimleri virüsün önüne geçmezse hastanelerin, akut ve kritik bakım tesislerinin halinin ne olacağı sorusunu cevapladı:

Her şey sayı meselesidir; enfekte olan kişi sayısı kaç ve bunun sonucunda ortaya çıkan enfeksiyonlar ne kadar şiddetli. Her ikisinin de en yüksek seviyelerinde (bunların nereye varacağı hala belirsiz), akut bakım için tüm yatakların dolması, sağlık personellerinin hastalanması, genel tedarik kesintisi vb. nedenlerle sistem bu yükü kaldıramayabilir. Bu durumda, pandemi dışı sağlık hizmetleri bir süre için kesintiye uğrayacak ve/veya ertelenecektir. 
Teknoloji alanında bazı CEO'lar yetkililerin karar almasını beklemeyerek kendi önlemlerini alıyor. Twitter CEO'su Jack Dorsey, 5.000 çalışanına evden çalışma talimatı verirken, şirketin tüm kritik olmayan iş seyahatlerini ve etkinliklerini askıya aldığını duyurdu. Stripe CEO'su Patrick Collison da benzer şekilde şirket çalışanlarını uzaktan çalışmaya teşvik etti ve bazı durumlarda zorunlu kıldı. Daha geçen ay, Andreessen Horowitz şirketi, çalışanlarına ofiste tokalaşmamayı tavsiye ettiği için ABD basınında eleştirildi, ancak üç hafta sonra ABD ordusu kendi personelinden aynı tedbiri almasını istedi.

Gates birkaç gün önce New England Tıp Dergisi'nde başka bir yazı yayınladı. Mesajı açıktı: Geçtiğimiz hafta COVID-19, endişelendiğimiz gibi yüzyılda bir olacak bir patojen gibi davranmaya başladı. Umarım durum o kadar da kötü değildir, ama aksinden emin oluncaya kadar durumun kötü olacağını varsaymalıyız.

Bildiklerimiz ışığında - ve mevcut bilgilerimizin hala eksik olduğunu kabul ederek - liderlerimiz artık kararlı önlemleri uygulamaya koymalıdır. Sakin olmalıyız, ancak durum güçlü liderlik ve kararlı eylem gerektiriyor.

tercumeodasi.org

Blogger tarafından desteklenmektedir.